| Sonuclar : esra |
| Konu / Yazar | Tags |
| Esra Soytürk - Senin Yükün Ağır. - huzun
| agir,
yukun,
senin,
soyturk,
esra,
|
Senin Yükün Ağır...
Senin yükün ağır, altında ezilense ben.
Sen gözlerimden üşüyorsun,
Ben bir çakımlık kelimenle tutuşuyorum.
Başlığa gerek yok. gelişmedeyim ben, sense sonuçta
Adımı sorma Gözüm
Senleyken unutuyorum.
Senin siyahların aklanırken,
Benim içimde bir yumak kent büyüyor.
Sokakların sessiz arsızıyım.
Eşkalin değil gölgen düşüyor yollarıma,
Kayboluyorum
.
aşk yalnızlıktı Gözüm ve bir bilsen nasıl yalnızım
ellerimden girdiğin düşlerimin dalgın kuşkuları,
gözlerimde ve sözlerimde şimdi.
bir çakımlık kelimenle tutuştur yine.
parmaklarınla yüreğinin cesaretini koy teraziye,
can fitili için aradığın kibrit, ağır basan kefede.
yokluk deme Gözüm
senin gölgen varlığa kanıt bende
bende yağmurlar hiç dinmiyor.
ektiğin kelimeler içimde yeşeriyor.
küllerini ben topluyorum kimselerin dillerinden, ...
|
| Esra Gök - Ne İstersen - hayal_t
| istersen,
esra,
|
__şimdi varlığın tahta bir kalemle bile şekillenebilir__
Bu şiir senin
Kanat yaz,uç semaya
Salın bahar kokan beyazlıklarda
Sonra kanatlarını öyle bir çırp ki
Eteğini havalandır kız kulesinin..
Yelken yaz
Kafa tut dalgalarına sahipsiz kıyıların..
Bir küçük gemi ol
İster kibrit çöpünden,ister gazeteden
En miniklerini taşı balıkların
Bir ucundan bir diğer ucuna denizin..
Ya da bir uçurtma ol..
Kuyruğuna bağla vazgeçtiklerini
Ve bir başkasının kuyruğundan topla
Yaşamak istediklerini..
Bu şiir senin
Sen ne istersen o..
ESRA GOK
|
| Esra Soytürk - Ey Acı Sözüm Sanadır - mikroppp
| sanadir,
sozum,
soyturk,
esra,
|
Ey Acı Sözüm Sanadır...
Güneşe serip kuruttum tüm ayaz yemiş yanlarımı.
Kızgın bir demirdir şimdi kelimelerim,
tutuştu kağıtlar.
Üzgünüm ey suskun,
Hiç bir sevda sözcüğü kurtulamadı yanık kokan parmaklarımın arasından.
İsterdim gidişinin ardına ağıtlar dökülsün,
Kırgınlıklarımdan başka saklım yoktur ceplerimde.
Onları da vermeye kıyamam, küçük ellerin narindir senin.
Yokluğunda, düşlerimi düşürdüm gözlerimden gerçeklere.
Bir düş (tün) ellerimde, sayıkladıkça uyandım.
şimdi koy parmaklarını dudaklarıma,
sustur içimi.
Yoksa zehir saracak tüm yaprakları ,
Baharların sonu olacak....
Ah suskun!
oysaki bahardın ömrüme
İlla ki turuncu derdin
Önemi yoktu batmadan önce yada doğmadan önce
İlla ki turuncu...
Çığırtkan bi güneydi selamın,
Islak ayaklarının şıpırtısyla uyanırdı şehir. ...
|
| Esra Soytürk - Ve Sen - mikroppp
| soyturk,
esra,
|
...ve Sen...
dumanlı, puslu ve kopuk bi akşam
hissedipte putlaştırdığım sıcaklığım.
havada asılı kalan boşlukta karışırken sıcaklığımız,
sessizliğe tapınan sen ve ben...
içimizin kilidini gözlerimizde saklarken,
parmaklıklar arasında kalmayı tercih eden kelimelerimizle,
tek başınalığım, evimin anahtarı, ışık ve sıcak yatağım
ve hala puslu tavanım
kalabalık, uykusuz ve isteksiz bi ertesi gün
yüzler, ayak sesleri, kahve kokusu ve sorumluluk
elektronik postalarım ve otomatik beynim yarışırken
karışık, acı, ekşi kelimeler salatası
üzerine soğuk bi su; hararet yapan yalnızlığımın...
sen bi ucunda ben bi ucunda zamanın
içine doğru akarken melankolinin
alkol kıvamında hayallerimiz
tek başımalığım, bilgisayarım, sigaram,
akrep ve yelkovan
hala isteksiz bi gün
bitkin, sessiz ve yankılı bi akşamüzeri ...
|
| Esra Soytürk - Hislenişimin Önsözü - mikroppp
| onsozu,
hislenisimin,
soyturk,
esra,
|
Hislenişimin Önsözü
Gölgelerin kısaldığı bir vakitte
adımlarım başımı eziyor.
Tek ses çıkmıyor içimden.
Bir avaz duyuluyor karşı kıyıdan;
Bir candan başka
bir canın merhabası hayata
Tek bir baş hareketi
merhabaya cevabım,
heyecansız
Ve bir top böceği yuvarlaklığında
yaşamım, köşesiz
Deniz üstündeki ışıltılar;
taş diye sektirdiğim gülücüklerimdi
Oltayı hangi yakasına sallasam İstanbulun
Ucuna tek takılan,
çaresizliğin sırtıma indirdiği koca bir postal
Yalınayağım.
Bağcıklarına basıp beceriksizliğimin,
Hayattan düşüp,
yaşam özürlüsü olma korkumdan.
Kulaklarım yaslı omuzlarıma,
kendimi dinlemedeyim
İç sesim sarhoş s/ayılıkyor,
ben not tutuyorum.
Durup durup sabrımı öpüyor,
tüm köprüleri deniyoruz
Aya gebe kalıyor gün, ...
|
| Esra Ru - Enhar - mikroppp
| enhar,
esra,
|
enhar
doğrusu harika bir kare.
melek.
dudaklarım hiç şair olmayışlığın selametinde
çocuk mırıldanır
ve her perdeden bir turna havalanır
ben cura sesine hayran
elimde şarkılardaki kırık neylerden
hiç dokunmadığın bir kitabın merakında
dinle !
yüzümde dalinin bir tabloda kullanmadığı kadar renk
ve tam kalbimde gerçek
evet bayım, yarın gelecek
ve küf kokan tren istasyonlarında elleri mor çocuklar ağlayacak
gülünecek halimize sezinleyerek
içimizdeki bitmişliği
ki artık zamanıdır biraz toparlanmanın
gözlerimiz güneşe erimeden
cura sesi tükenmeden
sen suskunluğunun en tiz haykırışlarında
içlenen ihtiyarların gözyaşlarında
ve ben yağmurlu günlerden bir günde
bir üsküdar akşamında
döndüğüm günden beri
boğaz düğünleri hiç bitmeyen cümleler gibi ...
|
| Esra Ru - Diken - mikroppp
| diken,
esra,
|
her şiir gibi bir şiirdi
lale mevsiminde, istanbulda, denize karşı
ve fakat elleri kelepçeliydi
gitaristin dilinden dökülen o şarkıya
her şarkı gibi
hiç tanımadığı bir şairin son şiirini ölümünden sonra okurken
geciktiğine hayıflanıyor
ve duyumsuyordu iğreti kelimeleri dilindeki
erişilmesi güç bir edebilikte bir şiir yazdı
Galip gibi.
sonra bir romana hapsoldu kanatları
bu şiirde istanbul kirlendi
bu şehri istanbul terketti.
her şehir gibi bir şehir şimdi
lale mevsiminde, üsküdarda, denize karşı
esir çocuklara hamal mevsimlerde köprüaltı düşleri satılır
ve baharlar hiç ölmeyen deli ihtiyarlar için yargılanır
muhayyilesi terkedilmiş bir kölenin pembe avuçlarından akarken kan
ve bu korku ütopyasında kaybolmuşken zaman
her acı gibi bir acıydı
adamın içindeki
bir anadolu türküsü renginde soluk mavi ...
|
| Esra Ru - Yağmur Günü - mikroppp
| gunu,
yagmur,
esra,
|
elimde neden hala okumaya okumaya çalıştığımı bilmediğim bir yığın herze.
bir virgina wolf masalında tükeniyor nefesimin ritmi
içimde isyan eden bir memur, boynumda kravat
ve ben ne şair, ne müellif, ne sahaf
olmanın verdiği rahatlık gereğince
ellerimle bir bahar daha çiziktiriyorum sıraya...
usul usul başlayan yağmur
ellerime zincir, dudaklarıma mühür...
elimde neden hala okumaya direndiğimi bilmediğim bir roman yine.
huzur...
gök mailiğini kurşun gibi dökmüş üstüme
ruhum göz göz ...
ilkin,
vapurda karşılaşır iki sevgili
nuranın eski ayakkabıları hicap
mümtazın gözleri mazi...
mümtazın gözleri * Galip ...
sonra, unutamadığım bir müntehir...
elimde neden hala okumaya direndiğimi bilmediğim bir roman...
kulaklarımı yırtan o ağır ezgi,
ruhumu tırmalamakta
fakat
...
|
| Esra Soytürk - Rüya - huzun
| ruya,
soyturk,
esra,
|
Rüya
Papatyalar topladım dün gece rüyamda,
Göz ucuyla seni izledim hiç yere basmadı ayakların.
Karar veremedim,
Uçan, rüyam mıydı yoksa sen mi ?
Anneme benzeyen bir kadın tuttu ellerimden
Bir taç taktı saçlarıma ağlayarak.
Topladığım papatyalar sende kalmıştı oysa .
Uyan artık dedi rüya bitti
Neden ağlıyorsun dedim.
Gülümsedi.
Kadın, annem miydi yoksa ben miydim bilemedim.
Aynalarla konuştum, biri bendim biri sen.
Biri baştan aşağı yalandı, ötekini hiç tanıyamadım.
Inandım, bile bile kandım
Pişmanlık tuhaf bir duyguymuş.
Elimde yarım elmayla hep bir cadı aradım masalıma,
Hanselle Gratel çıktı önüme.
Bunlar benim değil dedim senin .
Aitlik pelerin olarak asılı kaldı omuzlarımda.
Çıkarıp atamadım.
Uyuyan güzelim, rüyadayım.
Ve aptal değil sadece aşığım. ...
|
| Esra Soytürk - Ölümün En Süslü Haliyle Gelirim Sana - fatma
| sana,
gelirim,
haliyle,
suslu,
olumun,
soyturk,
esra,
|
ÖLÜMÜN EN SÜSLÜ HALİYLE GELİRİM SANA
Düştü ellerim içindeki boşluğa,
Çırpınırken tutunmak için,
Kırılan tırnaklarımdan sızan aşktı
Sarıp sarmaladığım koca bir karanlık
Gömdükçe başımı yastıklara
Gözlerimden düşen her damlayla
Çiçek açtı çarşaflar
Kirpiklerimi yoluyorum tek tek
Törpüleyip saklıyorum,
Yumduğumda ağır gelen göz kapaklarımı
Rüyalarına batmasın diye
Gerçek kadar acıtmasın içini diye
Her nefes alışınla
Saçlarımda ki tüm kırıklar
Sana uzanıyor
Her kapı aralığında
Burnuma saplanan
Rüzgardaki kokun olmalı sonbahar
Tüm hücrelerime işleyen,
Ruhumu titreten.
Manzarasız tüm pencere önlerinde
Nefessiz gözlerinin doğuşunu bekliyorum
Şimdi uyandır beni bahara
Sınırı çoktan aştı haddim
İçinin tüm katran karalarını ...
|