|  |
| |  |
 | Yazılar: Naci Kaptan - Ertuğrul Fırkateyni - Bölüm 8 |
merso bildirdi: "Egeli bir denizci, sıcak esen muson rüzgarlarının kalıntısına göğsünü verdi ve yanık sesi ile bir türkü koyuverdi;
Deniz Üstü Köpürür Ah Yarim Rinna Nay Rinna Rinna Nay,
Gemilere Binsem Götürür Ah Yarim Ah.
Benim Sana Yandığım Ah Yarim Rinna Nay Rinna Rinna Nay,
|
Bir Güzelden Ötürü Ah Yarim Ah.
Diz Üstüne Diz Koydum Ah Yarim Rinna Nay Rinna Rinna Nay,
Gül Yastığa Baş Koydum Ah Yarim Ah.
Seni Gelecek Diye Ah Yarim Rinna Nay Rinna Rinna Nay,
Sol Yanıma Boş Koydum Ah Yarim Ah.
Yokohama
Ertuğrul gerekli hazırlık ve ikmallerini yaparak 5 Mayıs 1890 günü Hongkong’dan Nagasaki’ye doğru hareket etti. Osman Paşa Yokohama’ya varışından sonra İstanbul’a ağabeyi Albay Mehmed Raşid Bey’e yazdığı mektuplarında, geminin Hongkong’dan sonra Yokohama’ya kadar olan seyrini aşağıdaki şekilde anlatıyordu:
“... Hongkong’da İngilizlerden çok büyük yakınlık ve itibar gördüm. Valiyi ziyaret ettiğim gün kaleden atılan toplarla mükemmel bir bandonun Hamidiye marşımızı mükemmel bir şekilde çalışı, bir bölük tören kıtasıyla karşılanmam pek gösterişli idi...
Saygon’da tesadüf ettiğimiz sekiz savaş gemisinden oluşan Çin filosuna ikinci kez burada da tesadüf etmiştik. Subayları ve mürettebatının bize karşı davranışları görülecek şeydi... Oradan ayrıldıktan sonra Formoza Boğazı’nı geçinceye kadar güzel havalarda seyrettik...
Formoza’yı geçip de Nagasaki’ye yol verdikten sonra hava değişti ve acayip bir hal aldı. Esen rüzgârın yönü kesinleşinceye kadar köprü üstünde kaldım. Ancak saat sekizde rüzgâr iskele başomuzluğumuzda karar kıldı. Yan yelkenleri yaydırarak aşağıya indim. Ertesi sabah havanın daha da fenalaştığı raporu geldi. Yukarı köprü üstüne çıktığımda etrafı pek fena buldum. Koca Ertuğrul baş tarafından esen bu rüzgârları hiç sevmiyordu. Biraz daha yola devam ettikse de durum daha da kötüleşti. Kömür durumumuz hesabımıza uymadı. Mevki kontrolünde Çin’in Fuça Tersanesi’nin bulunduğu Men Irmağı ağzındaki limana kırk mil mesafede olduğumuz anlaşıldı. Çaresiz oraya döndük. Dönüşümüzü tamamladıktan sonra rüzgâr arkadan bir bindirdi ki, yarım saat evvel iki mil sürat yapamayan Ertuğrul floklar, yan yelkenler ve gabya yelkenleriyle on bir mil sürat yaparak dört buçuk saatte bizi limana getirdi.
Orada on gün kadar bekledik. Nehirden içeri girmedik. Nuri Bey’i kömür ihtiyacımız için Pagoda denilen Çin bölgesine gönderdim. Saygon’da tanıştığımız Çin Amirali Ping oradaydı. Kendisine bir mektup gönderdim. (Çin-Japon Savaşı’nda Donanması mağlup olduğu için intihar eden Amiraldir.) Yardım için aracı olmuş. Bize beş gün içinde bir Çin ganbotuna bağlı olarak iki yüz ton kömür gönderdi...
Denizdeki fırtına bizden sonra beş gün daha devam etti. Bu arada Formoza Boğazı’nda iki geminin kaybolduğu haberini aldım. Cenabı hakka şükürler ederek bu limandaki onuncu günümüzde müsait bir hava yakaladık ve hareket ettik...”
Tarih: 6 Mayıs 1890’dı.
“Nagasaki 650 mil mesafedeydi. Bu seyir dahi oldukça sıkıntılı geçti... Günlerce süren sallantılara bayramın üçüncü günü Nagasaki’ye girmekle nihayet verdik...”
Tarih 15 Mayıs 1890’dı.
“... Burada karşılaştığım İngiliz ve Amerikan Amiralleri ve kent kalesiyle karşılıklı olarak top atışlarıyla selamlaştık... Dört gün süreyle kömür alarak beşinci gün Japon İçdenizi yoluyla 390 mil uzaklıkta olan Kobe limanına indik. Burası gayet güzel ve bir kısmı Boğaziçi’ni andırır emin bir yoldu. Akıntısı bazen yedi mile varıyorsa da, biz akıntının az olduğu bir dönemde geçtik. Üç yerinde dar geçitler vardı.
Sürekli olarak yedişer mil çiğneyerek Kobe’ye bir karanlık gecenin saat üçünde demirledik. Burası Japonya’nın önemli bir kentiydi.
Yokohama’ya 350 milimiz kalmıştı. Burada geçirdiğimiz bir hafta süresince gemiyi tertemiz yaptık... O günlerde İmparatorluk Sarayı Teşrifat müdüründen buraya varışımızı kutlayan bir telyazı aldım. Yokohama’ya varış günümüzü soruyordu. Ama bu soru, cevap verilmesi çok zor bir soruydu. Çünkü, yolda pruva rüzgârlarına denk gelirsek günlerce oyalanabilir; belki de geri dönebilirdik. Ama yine de takribi varış zamanımızı belirledim ve bildirdim. Buna göre harekete gayret ederek, dediğimiz saatte Yokohama önüne vardık. İstimbotlarla karşılamaya gelmişlerdi. Gelen heyetin başkanı, İstanbul’a prens ile gelen teşrifatçılardan biriydi. İlk sözü; ‘Bir düzenli işleyen posta vapuru da bu kadar dakik olabilirdi.’ oldu.”
Ertuğrul’un Yokohama’ya varış tarihi; 17 Haziran 1890 olmuştu. Bunun anlamı, İstanbul’dan hareket tarihi 14 Temmuz 1889 olduğuna göre, İstanbul-Yokohama seyrinin on bir aydan fazla sürdüğüydü.
Tokyo Günleri
Yokohama Limanı’na giren Ertuğrul, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk temsilcisi olarak Japon halkı tarafından gayet dostane bir şekilde karşılanmıştır. Ertuğrul’un Japonya’da kaldığı günler içinde cereyan eden olaylar; en gerçekçi biçimde gemi komutanı Osman Paşa’nın Bahriye Bakanlığı’na arz ettiği raporlarda, ağabeyi ve yakınlarına yazdığı mektuplar ile Süvari Yarbay Ali Bey’in eşi Ayşe Hanımefendi’ye yazdığı mektuplarda, ayrıca Japon kaynaklarının “Ertuğrul Faciası”na ilişkin yaptıkları araştırmalar ve arşivlerdeki belgelerde Bahriye Bakanlığı’nın Ceride Bahriye isimli dergisinde açılan “Ertuğrul Köşesi’nde” oldukça net bir şekilde görülmektedir.
Osman Paşa 17 Haziran 1890 tarihli telyazısıyla fırkateynin Yokohama’ya varışını şöyle bildiriyordu: “Salimen Yokohama’ya varıldığı, hüsnü kabul görüldüğü, çarşamba günü Mikado Hazretleri’yle mülakat olunacağı maruzdur.”
Osman Paşa'nın Bahriye Bakanlığı'na Raporu
Osman Paşa 24 Haziran 1890 tarihli diğer bir telyazısında, “İmparatoriçeyle de mülakata mazhar oldum. İmparator Hazretleri tarafından hakkı bendegânemde izhar olunan teveccühatın tarifi kabil değildir.” denilmekte. İmparator ve imparatoriçe tarafından kabulüyle Padişah tarafından kendilerine gönderilen nişan ve hediyelerin takdimine ilişkin ayrıntıları da bu telyazıdan sonra Bahriye Bakanlığı’na ayrıca gönderdiği raporda arz etmiştir.
Ceride-i Bahriye dergisinin 5 Ağustos 1890 günkü sayısında yayımlanan rapor şöyle demektedir:
“Ertuğrul Gemisi Komutanı Osman Paşa’dan Bakanlık makamına gelen yazıdır: Yokohama’ya vardığımız gün bizi karşılayan Saray Protokol Müdürü M. Manomiya’yla görüşerek telyazıyla da arz edildiği gibi nişan ve diğer armağanların imparatora sunulması için çarşamba günü kararlaştırılmış ve bir gün önce Tokyo’ya gelinerek İmparatorun emriyle hazırlanmış olan özel daireye yerleşilmiştir.
Gelişimizin İmparatora arz edilmesinden sonra, kabul töreninin *****a günü akşamı yapılması uygun görülmüş, evvelce istenildiği için sayısı belli olan ve törende refakatimde bulunacak olan subayların da belirtilen günde hazır bulunmaları için gerekli önlem alınmıştır.
Bu süreler içinde Tokyo’daki yabancı devlet temsilcileri ziyaret edilmiş ve *****a günü öğleyin büyük üniformalarıyla Yokohama’dan trenle bir saat uzaklıkta bulunan başkente getirtilen subaylarımızın varışından sonra, nişan dışındaki armağanlar akşama doğru özel bir memurla saraya gönderilmiş ve gruba yarım saat kala da, yine özel olarak hazırlanmış olan Saray arabalarına binilerek İmparatorluk Sarayı’na gidilmiştir.
Olağanüstü bir saygı gösterilerek kabul salonuna alınıp, orada bizleri bekleyen Saray ileri gelenleriyle tanışılıp bir süre konuşulduktan sonra alınan emir üzerine İmparatorun huzuruna çıkılmıştır.
İmparatorun arzuları üzerine huzurlarında Türkçe olarak yapılan ve örneği ilişikte sunulan konuşmamın Fransızca tercümesi daha önce kendilerine sunulmuştur. Konuşmanın bitiminde padişahımızın mektubu ve beratıyla birlikte İmtiyaz Nişanı’nı alan imparator; iki devlet arasındaki dostluk ve iyi ilişkilerin gelişmesinden duydukları memnuniyetini belirtmiş, bu memnuniyetinin, bu kez bir de nişanla onurlandırılmasıyla ve lütfedilen mektupların Yokohama’da sancağını dalgalandıran bir savaş gemisiyle gönderilmiş olmasından duydukları sevinci de bilhassa belirtmişlerdir. Bu duygularının ayrıca telyazıyla, Padişahın kendisine de iletileceğini söylemişlerdir. Bundan sonra kendilerinden alınan izinle refakatimdeki Süvari, Süvari yardımcısı, İkinci Kaptan, Başçarkçı, Baştabib ve Kıdemli Yüzbaşı Reşad Efendi Kaptan kendilerine tanıtılmış ve huzurdan çıkılmıştır.
Başka bir salonda da imparatoriçeye takdim edilip, Japonya’ya ilk kez gelen Osmanlı Devleti’nin bir savaş gemisinin Padişahımızın saltanatı dönemine rastlamasın dan doğan memnunluk ve bunun daha nice başarıların ilki olması dileklerinden sonra, tekrar kabul salonuna dönüşümüzde; Genel Protokol Nazırlığı aracılığıyla bana ‘Soleil Levant Nişanı’ (Yükselen Güneş Nişanının) büyük kordonu ve refakatimdeki subaylara da aynı nişanın üçüncü ve daha sonraki rütbeleri tevdi edilmiş ve akşam yemeğine İmparatorun davetlisi olduğumuz söylenmiştir. Başka bir salonda hazır bulunan prensler ve yüksek rütbeli devlet memurlarıyla bir süre görüşmeden sonra imparatorun, İmtiyaz Nişanı’nı takmış olduğu halde salona onur vermeleriyle sofraya oturulmuştur. İki saat kadar devam eden yemekte, imparator kendisine gösterilen çok yakın ilgiden esasen padişaha teşekkür borçlu olduğunu anlatmıştır. Kendisine tercümanlar aracılığıyla gerekli karşılıklar verilerek iltifatlarına teşekkür edilmiştir.
Yemeğin bitiminde istirahat salonuna geçilmiş ve imparator, beni özel olarak huzurlarına kabul ile; Osmanlı Ordu ve Donanması ve Japonya’ya kadar gelişimize iliş kin sorular sormuş ve padişahımızın armağanları dolayısıyla Osmanlı güzel sanatlarının gelişmesine olan takdirlerini ifade etmişlerdir. Yarım saat kadar devam eden bu kabulden sonra törenle uğurlama yapılarak özel dairemize geçilmiştir.
Ertesi gün İmparatorluk hanedanına mensup prenslerden dördü resmî olarak ziyaret edildikten sonra Yokohama’ya dönülmüş ve program gereğince, gemi subay ve erlerinden uygun bir miktarıyla Tokyo’ya gelinerek Prens Komatsu’nun komutası altında ki Hassa Alayı askerlerinden dört piyade alayı, iki süvari bölüğü, üç batarya topçu ve bir istihkam bölüğünün geçit töreni izlenmiştir. Geçit töreninde görülen düzenden dolayı ilgililer kutlanmış ve tören komutanına ayrıca teşekkür edilmiştir. Bundan sonra yine İmparatorun emriyle Bahriye Bakanlığı tarafından düzenlenen ve Binbaşı rütbe sindeki bir prens ile rütbeleri Koramiral ile Tuğamiral arasında değişen dokuz Amiral ve Japon savaş gemileri komutanlarının davetli oldukları bir öğle yemeğine katılınmıştır. Aynı gün akşam yemeği de Prens Komatsu’nun davetlisi olarak yenmiştir.
Bunu izleyen günlerde yabancı elçiliklerden ve burada bulunan yabancı devletlere mensup gemilerin Amirallerinden birçok davetler alınmış olup, gördüğümüz ilgi şanımızın üstündedir...
Bilgilerinize arz.
20 Haziran 1890
Ertuğrul Firkateyni Komutanı
Osman Emin.”
Osman Paşa'nın Ağabeyi Mehmed Raşid Bey'e Mektubu
Osman Paşa, Ağabeyi Mehmed Raşid Bey’e yazdığı özel mektuplarda da Tokyo günlerini şöyle anlatır.
Birinci mektup:
“Çok şerefli karındaşımın yüksek huzuruna
Vefalı karındaşım, yüce efendim hazretleri.
... Yokohama’da geçen bir hafta süresince Prensler, Dışişleri ve Bahriye Bakanları, İngiliz ve Fransız Amiralleri tarafından verilen ziyafetler; eğitim ve kürek yarışmaları hazırlıklarıyla gece ve gündüz uğraştığımdan, az kaldı şu birkaç satırlık mektubumu bile yetiştiremiyordum.
... Gelecek hafta hareket için telyazıyla izin isteyeceğim. Eğer olumlu cevap alırsam Eylül sonuna kadar Japonya’nın diğer dört iskelesinde zaman geçirerek ekim ayının başlangıcında Nagasaki’den vatana doğru yola çıkabileceğimizi umuyor ve bu harekete Allah’ın yardımlarını istirham ediyorum efendim.
... Daha önceki bir mektubuma, İngilizce olarak yazdığınız karşılıkta belirttiğiniz düşünceleriniz ve konu hakkındaki öğütleriniz olduğu gibi yerine getirilecektir. Bu hafta boyunca Amerikan elçisiyle Savunma Bakanlarına, Prenslerin ve diğer kontların konutlarında verilen ziyafetlere davetli değildik. Umarım bunun anlamı, bizim için ziyafetlerin son bulduğudur. Çünkü bıkıldı, usanıldı... Ben aslında abur cubur yiyecek kadar sağlam mideli bir adam olmadığımdan, ziyafetler hiç hoşuma gitmiyordu...
...Mabeyin teşrifatçılarından bir mihmandarım var. Her nereye gitsem ardım sıra geldiğini gördükçe ‘Aman efendim! zahmet etmeyiniz!..’ gibi sözlerime ‘Yok efendim ! İmparatorun emirleridir. Vazifemdir...’ gibi sözlerinden ve her yere Saray arabalarıyla gönderilişimden artık gerçekten usandım. Başkente gittiğimizde kaldığımız misafir hane Saray gibi bir yerdi. Seksen hizmetçi, arabacı, bilmem neci !.. Bunlara ne verilecek, ne yapılacak, bilemiyorum. Pek sıkılıyorum vesselam...”
Yokohama, 15 Haziran 1890.”
Osman Paşa'nın Ağabeyi Mehmed Raşid Bey'e Mektubu 2
“Çok sevgili ve şeref sahibi karındaşımın yüksek huzuruna
Sevgili karındaşım, gerçeği tanıyan hakikatli efendim hazretleri.
Yokohama adresime gönderdiğiniz 7 Mayıs tarihli mektuplarınızı geçen hafta Tokyo’da bulunduğum sırada, gazetelerle birlikte aldım. Sonsuz teşekkürlerimi lütfen kabul buyurunuz kardeşim.
... Resmî işlemlere dair Bahriye Bakanlığı’na sunduğum iki ayrıntılı raporun tarafınızdan da görülmüş olduğunu düşünerek, yinelenmeleriyle mektubumu doldurmak istemiyorum. Ama daha başka ne bulacağımı bilemiyorum. Yine de kişisel haberlerim sayfalar doldurabilecek gibi görünüyor.
Kader rüzgârlarının bizlere getirdiklerine bakmayarak, askerlik görevimi iyi bir sonuca ulaştırmak için harcadığım çabalarımı boşa çıkarmayan ulu Allah, inşallah dönüşü de başarılı kılar. O zaman gezimiz boyunca ne kalıplara girdiğini ve halini kimselere belli etmeyen ve bugün bir yıla yakın seferimiz sırasında çekilen bunca mihnet ve zorluğun hiçbirisine of !.. demeyen karındaşınızın, ne derecelerde üzülüp, süzüldüğünü anlarsınız.
Allah’a bin kere şükürler ediyorum ki, bugün gezimizin son noktasında bulunuyoruz. İnşallah yakın zamanda karındaşlık kucağınıza atıldığım zaman, bana yeni den hayat verecek olan dakikayı İstanbul’da kutsamak nasip olur.
Şu kelimeleri, anlatmak istediğim bazı düşüncelere ve olaylara bir başlangıç san mayınız. Amacım olayları yazmak ise de; nereden tutturacağımı bilemediğim için baştankara gidiyorum. Nitekim Hongkong’dan sonraki seyrimize ilişkin bir şey yazmadığım şimdi aklıma geldi. Öyleyse oradan başlayayım...”
...
... Yokohama’ya varışımızın üçüncü günü trenle bir saatlik uzaklıkta olan başkent Tokyo’ya gittim... Saray teşrifatçılarından İngilizce bilen bir mihmandar tayin ettiler. Bize de Saray gibi bir yer gösterdiler .
Bu Sarayda arabalar, uşaklar, kıyamet kadar hizmetçiler... Odadan dışarı çıktığımda kime rastlarsam geleneklerine uygun olarak hemen namazda rükûa varır gibi bellerini büküp içlerine çekiyorlar...
İmparatorluk Sarayında, İmparator ve İmparatoriçeyi görüşüm ve nişan takdim edişim; ziyaretlerim, gazetelerde elbette yayımlanmıştır. Onun için sözünü etmekten kaçınıyorum.
İngiliz ve Fransız Amiralleri beni gemilerine davet ettiler. Yarın akşam yine İngiliz Amiralinin yemeğine davetliyim. Fakat buradaki İngiliz milleti ve özellikle de gazetecilerin kıskanç bakışlarına hedef oluyoruz.”
Derleyen ve düzenleyen: Naci Kaptan
| "
|
|
|
|
| |
|
|