nefretimsin_benim bildirdi: "Bir ülkede insanlar sadece kendi kayıplarının yasını tutar, karşısında yer alan kesimlerin kayıplarına �Oh olsun!� çekerse orada toplumsal barış yara almış demektir.
Kan kanla yıkanmaz.
Barış ve hoşgörü ortamı �Bir bizden, bir sizden� mantığıyla yaratılamaz.
| Ne yazık ki Türkiye�de gördüğümüz manzara, bir acının karşısına başka bir acıyı hatırlatarak çıkılmasıdır.
Dün, benim de yakın dostlarımı yitirdiğim Sivas faciasının yıldönümüydü.
Dostlarımı bir kez daha içim yanarak andım ama bu konuda bizim sitenin forum bölümünde yazılanlar çok ilginç bir gerçeği ortaya çıkardı.
Forum yazarları, müthiş bir insanlık bilinciyle �yitirilen 37 can�ın ne anlama geldiğini çok ince bir ayrıntıyla duyurdular.
Bu görüşü kamuoyunun dikkatine sunmayı çok önemsiyorum çünkü toplumsal barışın ancak bu hümanist anlayışla yeşertilebileceğine inanıyorum.
Şimdi söz, sevgili forum yazarı arkadaşlarımın:
* Her yıl Sivas�ta yakılan canlarımızı andık. 37 can dedik. Alevilik felsefesi işte 37 can kavramında bir daha kendi özgünlüğünü, güzelliğini, derinliğini ortaya koymakta.
Otelde katledilenlerin sayısı 33�tür, diğer 4 kişiden ikisi otel görevlisi, ikisi de oteli yakanlardandır.
Ama Aleviler 1993�ten beri 37 can diyerek o kıyımı andı.
Çünkü Alevilik için en yüce şey CAN�dır.
Kime ait olursa olsun.
Bir bakteriye, bir ağaca, bir kuşa bir balığa veya bir insana...
Çünkü Alevilik YAŞAMA HAKKININ KUTSALLIĞINI savunur.
Onlar ve biz ayrımını yapanlara, ötekini düşman belleyenlere, farklılıkları tehdit olarak görenlere, çok seslilikten korkanlara, Alevilik felsefesini öğrenmeyi öneriyorum. Çünkü NASIL İNSAN OLUNUR sorusunun yanıtını bize çok açık bir biçimde veriyor:
Her ne arar isen kendinde ara Kâbe�de Mekke�de hacda değildir...
Sivas katliamı sonrasında henüz açığa kavuşturulamayan bir katliam daha oldu.
Başbağlar köyünde insanlar camiden çıkarılarak kurşuna dizildi.
Ve bu, sözde Sivas�ın hesabını sormak için yapılan bir eylem idi. Sorumluları kimdir, nedir, olayın iç yüzü hakkında çok şey bilinmiyor.
Sivas katliamına gösterilen refleks bu katliama karşı da gösterilmelidir.
Bizler katliamın, kıyımın her türlüsüne karşı durmak zorundayız. Çünkü bizi insan yapan değerler bize bunu dayatıyor.
Özgür K.
*Anadolu�ya ışık saçmış bir kültür yürüyüşünü (evet Alevilik, Tasavvuf sadece mezhep ya da inanç grubu değil, Türkiye�nin kültür omurgasıdır da aynı zamanda) hep birlikte sahiplenip kendi zenginliğimizden nasiplenmek yerine o güzel insanları yakarak katletmeyi tercih etti nefret dolu kalabalıklar.
O güzel insanlar 93�te yakıldı. Sonsuzluğa göçtüler. Ama yangın 93�te bitmedi. Madımak �ama� kelimesi her telaffuz edildiğinde tekrar yanıyor. �Otele hapsolmuş insanları canice öldürmek çok kötü �ama� onlar da halkın kutsal duygularını tahrik etmemeliydi� gibisinden cümleler her sarf edildiğinde tekrar kavruluyor bedenler ve sağ kalan yürekler.
Bize düşen gidenleri kalplerimizde inadına yaşatmak. Anmak, anımsamak, yadigâr kalan şiirleri okumak, türküleri söylemek...
ZULFU LIVANELI | "
|
|