merso bildirdi: "Bana şiir yazmanın bu ülkede geçersiz birşey olduğunu söylediler, kim bilir kaç kez, daha küçücük bir kızken, üstünde Japon resimleri olan defterimi bulduklarında bile söylediler.
| Ne olduğunu anlamadıkları, arka arkaya dizilmiş sözcükleri şiir sandılar çünkü. Annem o defteri aldığı ve saklamadığı için yazdıklarımı hatırlamıyorum – kırmızı / deniz / çıngırak / sis / misafir kız / kurabiye çocuk / balıklı havuz- o geceyi, yatağımın altında defterin bulunduğu günün gecesini, duyduğum acıyı ve ölme isteğini iyi hatırlıyorum ama. Öylece yattım, tavana bakarak, artık hayâl kurmadım, birşey düşünmedim ve bir daha o yataktan hiç kalkamayacağıma inandım. Arka arkaya dizilmiş sözcükler, hayal kahramanları, kendi kendime kurduğumdünyalar... Hepsi yasaklanmıştı.
Silinip gitmiş bir gece. Yaşamımdaki binlerce geceden biri. Ama çok küçükken, beni yalnızca koruyacağına inandığım birinden bunca korkmanın bedelini çok ağır ödedim. İçinde yalnızca sözcüklerin olduğu bir defter yüzünden hâlâ herkesten korkuyorum, hep birileri yatağımın altına bakacak, gizli sözcüklerimi bulacak ve beni yaralayacak sanıyorum.
Nevit’in bir daha gelmeyeceğini anladığım, sanki birdenbire içimim paramparça olduğu o gün bu evde, kente ve denize uzaktan ve tepeden bakan salonda, büyük pencerelerin önünde durup hayatımın ne kadar az sözcüğe dönüştürülebileceğini düşündüm. Öylesine yaşamımıza girmiş, anlaşılmaz rastlantılarla bizden bir parça olmuş, bir başka yerde değil de burada, bir başkası değil de ben olmamı sağlayan birkaç insan, birkaç anı, birkaç sözcük...
Burada, bomboş bir evde – herşeyi beraberinde götürmüştü sanki- cama burnumu, ellerimi yaslamış duruyordum, yağmur neredeyse başlayacaktı, üşüyordum. Sonra telefon çaldı. Işığı kapadım. Yere oturdum.
KURSAT BASAR | "
|
|