Üye İşlemleri

  • Misafir Ziyaretçi

 Üye ol(ücretsizdir!)
 Giriş:
Nickname

Şifre

[ Şifremi unuttum? ]

  • Üyelik:
  •Toplam:49,555    

  • Şu An Bağlı:
  • Üye:1    
  • Ziyaretçi:29    
  • Toplam:30 



 Yazılar: Oğuz Atay - Disconnectus Erectus

Yazılarmerso bildirdi: "
Tutunamayan (disconnectus erectus): Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan
boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer.
Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş
yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer).

Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme
duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez.
Erkekleri, yalnız bırakıldıkları zaman acıklı sesler çıkarırlar.Dişilerini
de aynı sesle çağırırlar. Genellikle başka hayvanların yuvalarında (onlar
dayanabildikleri sürece) barınırlar. ya da terkedilmiş yuvalarda yaşarlar.
Belirli bir aile düzenleri yoktur. Doğumdan sonra ana, baba ve yavrular ayrı
yerlere giderler. Toplu olarak yaşamayı da bilmezler ve dış tehlikelere karşı
birleştikleri görülmemiştir. Belirli bir beslenme düzenleri de yoktur. Başka
hayvanlarla birlikte yaşarken onların getirdikleri yiyeceklerle geçinirler.
Kendi başlarına kaldıkları zaman genellikle yemek yemeyi unuturlar. Bütün
huyları taklit esasına dayandığı için, başka hayvanların yemek yediğini
görmezlerse, acıktıklarını anlamazlar. (Bu sırada çok zayıf düştükleri için
avlanmaları tavsiye edilmez).

İçgüdüleri tam gelişmemiştir. Kendilerini korumayı bilmezler. Fakat -gene
taklitçilikleri nedeniyle- başka hayvanların dövüşmesine özenerek kavgaya
girdikleri olur. Şimdiye kadar hiçbir tutunamayanın bir kavgada başka bir
hayvanı yendiği görülmemiştir. Bununla birlikte, hafızaları da zayıf olduğu
için, sık sık kavga ettikleri, bazı tabiat bilginlerince gözlemlenmiştir.
(Aynı bilginler, kavgacı tutunamaynların sayısının gittikçe azaldığını
söylemektedirler).

Din kitapları, bu hayvanları yemeyi yasaklamışsa da gizli olarak
avlanmakta ve etleri kaçak olarak satılmaktadır. Tutunamayanları avlamak çok
kolaydır. Anlayışlı bakışlarla süzerseniz hemen yaklaşırlar size. Ondan sonra
tutup öldürmek işten bile değildir. İnsanlara zararlı bazı mikroplar
taşıdıkları tespit edildiğinden, belediye sağlık müdürlüğü de tutunamayan
kesimini yasak etmiştir. Yemekten sonra insanlarda görülen durgunluk, hafif
sıkıntı, sebebi bilinmeyen vicdan azabı ve hiç yoktan kendini suçlama gibi
duygulara sebep oldukları, hekimlerce ileri sürülmektedir. Fakat aynı
hekimler, tutunamayanların bu mikropları, kasaplık hayvanlara da
bulaştırdıklarını ve bu sıkıntılardan kurtulmanın ancak et yemekten
vazgeçmekle sağlanabileceğini söylemektedirler.

Hayvan terbiyecileri de tutunamayanlarla uzun süre uğraşmış ve bunları
sirklerde çalıştırmak istemişlerdir. Fakat bu hayvanların, beceriksizlikleri
nedeniyle hiçbir hüner öğrenemediklerini görünce vazgeçmişlerdir. Ayrıca
birkaç sirkte halkın karşısına çıkarılan tutunamayanlar, onları güldürmek
yerine mahzun etmişlerdir. (Halk gişelere saldırarak parasını geri
istemiştir).

Filden sonra, din duygusu en kuvvetli hayvan olarak bilinir. Öldükten
sonra cennete gideceği bazı yazarlarca ileri sürülmektedir. Fakat toplu, ya da
tek gittikleri her yerde hadise çıkardıkları için, bunun pek mümkün olmayacağı
sanılmaktadır.

Başları daima öne eğik gezdikleri için, çeşitli engellere takılırlar ve
her tarafları yara bere içinde kalır. Onları bu durumda gören bazı yufka
yürekli insanlar, tutunamayanları ev hayvanı olarak beslemeyi denemişlerdir.
Fakat insanlar arasında barınmaları -ev düzenine uyamamaları nedeniyle- çok
zor olmaktadır. Beklenmedik zamanlarda sahiplerine saldırmakta ve evden
kovulunca da bir türlü gitmeyi bilmemektedirler. Evin kapısında günlerce,
acıklı sesleriyle bağırarak ev sahibini canından bezdirmektedirler. (Bir
keresinde, ev sahibi dayanamayıp kaçmışsa da, tutunamayan, sahibini
kovalayarak, gittiği yerde de ona rahat vermemiştir).

Şehirlere yakın yerlerde yaşadıkları için, onları şehrin içinde, çitle
çevrili ve yalnız tutunamayanlara mahsus bir parkta tutarak, sayılarının
azalmasını önlemeyi düşünmenin zamanı artık gelmiştir.

OGUZ ATAY
"



Forumlarımızda daha fazla hikaye ,yazı okuyabilirsiniz...


En Son Eklenen 20 Başlık:
  Zeka, Beyin ve Gelecek
  Satanizm
  Çandırda Şah Sultan Hatun Türbesi veya Geçeğin Öteki Yüzü
  İki Şâir ve Bir Şehir: Nâbî'nin ve Fikret'in İstanbul'u
  Haldun Taner - Eczanenin Akşam Müşterileri
  Antonin Artaud - İntihar Üzerine
  Yılmaz Güney - Selimiye Mektupları
  Ludwig Van Beethoven - Giulietta Guicciardi'ye Mektupları
  Dr. Ali Şeriati - Özgürlük Kutlu Özgürlük
  Dr. Ali Şeriati - İnsanın Dört Zindanı
  Comte de Lautréamont - Maldoror'un Şarkıları'ndan
  Gündüz Vassaf - Kendimden Kendime
  Gündüz Vassaf - Cehenneme Övgü
  İsmet Özel - İşin Aslını Bilen Kim?
  Comte de Lautréamont - Maldoror'un Şarkıları
  Dücane Cündioğlu - Şöhret Halkın Zannıdır
  Mehmet Nuri Parmaksız - Şiirin Okulu Olur Mu?
  Mehmet Nuri Parmaksız - Şiir Nedir ?
  Mehmet Nuri Parmaksız - Hece mi, Aruz Mu, Serbest mi?
  Mehmet Nuri Parmaksız - Şiirimiz Nereye Gidiyor?
 

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa



Cep Melodileri - E-Kart - Gazete Oku - Turkey Travel - Bandırma Haberleri - Komik Resimler - Firma Rehberi
Sevginehri - Sayfa - Flash Games - İdealsohbet - Dudak Payı - Özlü Sözler - Ah kalbim - Gulsehri - Sizin Siteniz
 

Firma Rehberi      Benim Blog        

Copyright © Aralık 2002 Webmaster - Reklam - Tasarım: Grafdico.Com

XML NEWS  XML FORUMS


Website Statistics