Eğrilerle dolu bir hayatta doğruluktu senden aldığım. O kadar açıktın ki; açıklık utanır olmuştu kendisinden. O; utanadursun biz yaşamayı seçmiştik; karmaşık yaşamlar arasında, doyasıya, hesapsızca; kim bilir belki de çılgınca…
Yerini kimselerin bilmediği; uğramayı bile düşünmediği duygular denizinin en ücra köşesindeydik. Duygularımızın esiri olmamaya çalışarak, tadını kaçırmadan yaşıyorduk işte…
Aşk değildi aramızdaki, farklı hayatlar arasında bulmuştum seni ve gizlerini!
Başlangıcımız… Hatırlar mısın? Hesapsızca yaşayacaktık ve özgür hayatlar arasında sıkıştırılmış, bir giz olarak kalacaktık.
Öyle mi oluyor dersin?..
Korkuyorum.
Bir giz olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmeye başlıyor yaşandıklarımız ve ben korkuyorum. Sonra beynimde başlıyor cümleler… Ardı arkası kesilmeyen hesapsız inatlaşmalarla birlikte…
Sensiz yapamazsam…
Bencil mi davranıyoruz, açıklıklarımızı bilerek girdiğimiz bu adsız birlikteliği bilmiyorum.
Sonra…
Sensiz olamazsan ve hayatımın anlamı olursanlar başlıyor.
Sen…
Bilmem düşünür müsün sende?
Yoksa, yoksa korkar mısın düşündükçe? Bildiğim bilerek işlenmiş bir trafik kazası bu… İki tarafta eşit oranda kusurlu. Suçlu kim diye düşünmeye bile gerek yok. Suçlu sensin;
suçlu benim;
suçlu hepimiziz…
Hayatımın olmaması gereken bir yanlışımıydı diye düşünürken, sen kurtarıyordun bu düşüncelerden beni. Biz seviyorduk yaşamayı. Ben güzel bir adamla beraberdim. Değerdi senin için. Sen güzel ve paylaşımcı bir kadınla beraberdin. Seni mutlu eden huzur bulduğun ve seninle, anlamsız çatışmalara girmemeye çalışan, dilediğinde seni rahat bırakacağını bildiğin…
Zamanın getirdikleri ve götürdükleri…
Yaşamın verdikleri ve çaldıkları…
Yaşamak nedir ki diye sorduğumda; nefes alabilmektir, kalp atışlarının olmasıdır dediler tıpçılarımız, en kaba tabiriyle.
Kimi düşünebilmektir dedi, kimi, sağlıklıysan yaşıyorsundur dedi. Anlamlandırmak ne kadar farklı…
Bana göre yaşamak; görebilmektir kimsenin görmediklerini, koklayabilmektir eksik kalan kokuları, tadabilmektir kimsenin tatmaya cesaret edemediklerini, beyninin gücü kadar düşünebilmektir sonsuz ve sınırsızca…
Sonra sevmek, vücudunu harekete geçirmek, çılgınca dans etmek, okumak, görmek, izlemek, koşmak, zıplamak, çalışmak, emek harcamaktır. Dinlemektir, kimsenin duymak istemediklerini belki de yaşamak…
Daha o kadar çok şey yazabilirim ki yaşamak adına. Tek bir pencereden bakabilmek değildir marifet, asıl hüner duvarsız bir odadan bakmaktır hayata. Açık olabilmek, net olabilmektir tüm sırlar üzerinde bile…
Oysa dönüp baktığımda kendime yinede isterdim çocuk gözlerine dönmeyi. O gözlerle bakabilmeyi hayata. Görmezdim o zaman camlarıma vuran sinsi karanlığı. Küçük şeyler mutlu ederdi beni. İnansam; inanabilsem sevildiğime ve her defasında karşılığını fazlaca verebilsem.
Fakat ne zor şimdi inanabilmek sevişlere ve artık ne kadar çok zamanımı alıyor aynalar karşısında güldürebilmek gözbebeklerimi…
Kim bilir; belki de yaşanmamışlıklar, yaşanır olduğunda daha kolay olacaktır. Hayatı paylaştığım zaman seninle; paylaşılmazlığın mutsuzluğunu yaşamadan, paydalarımızı yaratarak … kim bilir?
KRALIM… derim sana ve krallığın tüm güzelliklerini keşfederim seninleyken. Yaşamın götürmüşlükleri, zamanın çaldıkları önemli olmaz yanında uyurken, sarılırken sımsıkı bana!
Mutluluk bu diye düşünürüm, sen dalmışken rüyalarına. Sevdiği kadar sevmeye, alıştığın kadar alışmaya başlarım. Fazlasının bu sefer zarar vereceğini bilerek…
Anlamlandırmadan yaşarım…
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız