Tarih: Cum May 09, 2008 2:03 pm Mesaj konusu: Özlemin Ateşin Rengi
Özlemin Ateşin Rengi
Sevgili!
Gönlümdeki sırları -başım gitse- açmam ağyara bilirsin… Hele hele bir de o sırların içinde, senin dudaklarından gönlüme dökülen inciler kadar kıymetli olanları varken nasıl saçarım onları ağyarın ayaklarına…
Gel gör ki şu sarhoşluk dedikleri vaziyet öyle bir vaziyet ki, en ıstıraplı işkencelerle söyletilemeyenleri, söyletir insana… İnsanı o vaziyete sokan ise “şarap” dedikleri o büyülü sıvıdır.
Dil-rubâm
Aşkının şarabı öyle bir büyülü sıvıdır ki rengini yanaklarından alır… İnsan tuzlu suyu içtikçe susar bir daha içer ya işte ben de içtikçe kanmak bilmez bir susamışlık vardır o şaraba karşı. Bir damla içsem o şaraptan, dilim dîl olur, seni söyler hep. Döner dolaşır da sözü sana getirir. Tutar, manadaki özü sana getirir…
Halim malum olmuş olacak şu inzibat memuruna, bak nasıl da gönül kadehime doldurmak için her el uzatışımda, şarap küpünün ağzını kapatıyor.
İnci tanem;
Aşkın ölümsüz efsanesinde anlatılır bir hikaye vardır. Kays’ın sarhoşluğunu, Leylâ’nın şarapla dolu kadehe benzeyen dudağına yorarlar. Oysa ki Kays’a o dudağın şarabını içmek bile nasip olmamış. O sevgilinin dudağındaki şarabı içmeden sarhoş olmuştur.
Bilirsin Kays’ın bir adı da Mecnun’dur. Mecnun, deli demektir. Bu deliliği de onun gönlündeki Leylâ suretine yorulur.
Aşkım,
Benim sarhoşluğum da yanağında bir türlü içmesi nasip olmayan şarap renginden, deliliğim de gönlümde sır olan suretinde ve sözlerindedir. Her gece yatışımda, başkasına çok basit bir konuşmadan ibaret olan sözleri tespih çeker gibi tekrar ederim…
Benim senin sözünü tespih gibi tekrar edişimin sebebi hocanın elinde, dünyevi kıymet biçtiği tespihinden ve onun bu tespihi çekerkenki, günah-sevap hesabından çok uzaktır. Benim tespihimde riya gizlenmez.
Ey, bağırıp feryat etmelerime şahit olan yâr!
Bırak züht ehli benim feryadımı kınasın. Günahın da sevabın da hesabını, taktirini Rabbim’e bıraktım ben…Onların zihinleri bu hesaplarla ve bu hesapların endişesinin verdiği hay-huyla meşgul olsun… Feryadımı bana (bize) bıraksınlar.
Prensesim,
Elim tarak olup güzellerin saçında dolaşıyorsa, bu hem güzellerin elimin kıymetini bilip başlar üstünde tutmalarından hem de elimin tarak ağzı misali açık olmasındandır. Ama bir tanem, bu el başlar üstünde değil, yalnızca senin elinin üstünde başka bir yeri arzulamaz.
Bak gördün işte, yine tutamadım dilimi. Oysa bu bendeki sır tutamama hali, bu sefer, ne şu inzibat memurunun –ben içmeyeyim diye- ağzını sıkı sıkı kapattığı küpün içindeki şaraptan ne de yanağındaki şarabın rengindendir.
…Ve bu halime ne inzibat memuru ne de senin çevrendekiler engel olabilir…
Ay parçam!
Bu bendeki halin tasviri yine bendendir. Kısacası sarhoşluğumun, feryadımın bu seferki sebebi, özleminin ateşindedir. Bir diğer tabirle özlem şarabının rengi olan ateşîndendir.
(1) Bu çalışma değerli Divan şairimiz Nev’înin divanında bulunan iki yüz kır bir numaralı bir gazelinden mülhemdir.
Onur Akbaş _________________ söylediklerimden çok
Sustuklarım
seçtiklerimden çok
Reddedilmek için
ne kadar varsam
o kadar kimseyim kendime.
Kayıt: May 24, 2006 Mesajlar: 19724 Şehir: İstanbul
Tarih: Cum May 09, 2008 2:08 pm Mesaj konusu: Re: Özlemin Ateşin Rengi
Doyamadım okumaya desem yeri var çok değerli bir eserdi...
teşekkürler Neval'cim _________________ Kavgasını verdiğim, yüreğim kan revan olup vazgeçmediğimsin..
Tek'sin...Sonsuza dek'sin..Soluk almak, yorulmak, gülümsemeksin...
Tarih: Cum May 09, 2008 2:16 pm Mesaj konusu: Re: Özlemin Ateşin Rengi
sevgiliye yapılan övgülere bakarmısınız ya harika bu sevgiye mazhar olabilmek ne büyük saadet
çok beğendim çokk.. _________________ yağmur bugün öylesine içliydiki,
istiyor sandım, başka bir alemde ikimizi..
damlaları öylesine hüzünlüydüki
istiyor sandım, ayırmak bizden birbirimizi..
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız