Kayıt: Jun 01, 2006 Mesajlar: 15860 Şehir: Siyah ve beyaZın deRinLikLeRinden..!
Tarih: Çar May 07, 2008 3:35 pm Mesaj konusu: Kahkahalar Atıyor, Bir De Ağlıyordu...
KAHKAHALAR ATIYOR, BİR DE AĞLIYORDU...
Ne sendin o ne de başkası.
Aynaya yansıyan başkasıydı. Başkası!
Sanki kırk yıllık yabancı. Gözleri buz gibi dudaklar suskun…
Dudaklar buz gibi gözler suskun… Onlar uzak, onlar donuk, onlar boş… Bu yüzünün
kesişme noktasıydı.
Yollara vurulmuş bir sürgündü. Meçhule giden bir yolcu.
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Önü karanlık, önü kanla kaplı… Vakit ise dönmek için çok geç. Zamanla bir bağı
kalmamıştı. Çünkü zaman pervasızdı. Büyük bir umarsızlıkla ilerlemişti
önü sıra. Hep dalga geçmişti hayalleriyle. Hep bekletmişti soğuk ve
köpeklerin dolaştığı caddelerde…
Üşütmüştü!
Üşümüştü!
Başı kaldırım taşlarına kardeş olmuştu,
yalnızlık kapısına dayandığından beri.
Kendi kendine konuşmuş, çocukluğundaki oyunları oynamıştı.
Özlemle ağlamış, olur olmaz kahkahalar atmıştı. Beyoğlu küçümsemişti
onu, o da Beyoğlu’nu…
Çaresizce beklemişti güneşin doğmasını.
Bunu kendine yediremeyen
gece daha da kararmıştı. Ama yalnızdı ve de soğuk… Bundan da öte umutsuz. Aylardır sabaha kadar gözünü kırpmamıştı. Bu koca şehir, uykusuzlukla
açlığı en derinden yaşatmıştı.
İşte bu yüzden sevmiyordu, kalabalık ve
ölüm makinesine dönen ışıklı kent İstanbul’u.
Gözünde hep silikti;
insanları, yolları, çocuk parkları…
Ne komik, dediler bu haline. “Ne komik… Sen de bizim gibi ol.
Yaşa, yaşayabildiğin kadar. Bu seslenişi artık bırak. Gitme daha öteye…”
Ama gitmişti. Gidecekti de! Bulamasa da… Zamana bu yüzden ihtiyacı vardı
işte. Ne var ki unutmuştu! Uğramaz olmuştu ocağına, yalnızlığına,
cennetine… O da diğerleri gibi onu bu zalim şehirde yapayalnız bırakmıştı.
Geleceğim, demişti. Gelmemişti! Hem de hiç…
Derin yaralar açmıştı
yüreğinde. Kanatmıştı dizlerini…
Artık yorgundu, artık bitkin… Çorbası soğuk!
Zamanı bekleyecek gücü
kalmamıştı. Her gece eli muslukta… Akan suya aldırmadan… Gözlerini
dikiyordu kirli aynaya… Derin çizgiler görüyordu yüzünde, dudakları
dermansızca kımıldanıyordu, çocukluğuna akıyordu makyajı… Öylece duruyordu. Bir
yandan da konuşuyordu kendi kendine, anlamlı anlamsız gülüyordu! Ona
aldırış etmeyen zamana kızıyor... Bazen küfrediyor… Bazen kahkahalar
savuruyor… Musluk hala akıyor… Bir de ağlıyordu.
Tarih: Cum May 09, 2008 12:13 am Mesaj konusu: Re: Kahkahalar Atıyor, Bir De Ağlıyordu...
çok iyiydı cadımmm _________________ gün gibi doğru yarim
zifiri karanlığıma
tam ümidi kesmişken yetişti imdadıma
bundan böyle ben ölsem de gam yemem..
Kayıt: Mar 24, 2008 Mesajlar: 2366 Şehir: ..Sevdalım Hayat
Tarih: Cum May 09, 2008 8:32 am Mesaj konusu: Re: Kahkahalar Atıyor, Bir De Ağlıyordu...
Yüreğine sağlık güel bir yazıydı..
Paylaşımın için tşkler filizmm.. _________________
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Seni benden ne bu şehir ayırır ne de ecel
Yüreğimi en fazla dil yarası acıtır!!
Bu sevdaya hangi yaban eller gelir uzanır Kendine iyi baksana birşey olmasın..
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız