Tarih: Cum Mar 28, 2008 1:38 am Mesaj konusu: Bu Millete Neler Yapılmaz !
BU MİLLETLE NELER YAPILMAZ!..
Atatürk, milletin ruhundaki o sönmez meşaleyi tutuşturmak için
Anadolu'yu adım adım dolaştığı 1919 yılıydı. Büyük asker,
Erzurum yolundadır. Ilıca'da tunç yüzlü bir ihtiyarla yaptığı enteresan
bir görüşmeyi Cevat Dursun oğlu şöyle anlatmaktadır:
"20-30 kişilik bir göçmen kafilesi başında bulunan bu ihtiyar,
omuzlarına kartal kanadı attığı paltosu ve elindeki asası ile bir
yolcudan çok doğu mitolojisindeki yarı tanrı kabile reislerine benziyordu.
Misafirlerin önemli kimseler olduğunu anlayan ihtiyarın zeki gözleri parladı.
İri ve ak tüylerle örtülü elini geniş göğsünün üstüne koyarak onları selamladı.
Mustafa Kemal, ta yanı başına kadar geldiği halde heybetliliğinin azametini
kaybetmeyen bu ihtiyarın hatırını soruyor, o da gövdesine yaraşan derin ve
gür sesiyle teşekkür ediyordu.bu kısa hoş-beşten sonra Paşa ihtiyara:
-Ağa, dedi. Böyle nereden geliyorsun?
-Paşam Rus gelirken göçmen olmuştuk. Çukurova'daydım.
Şimdi köyüme dönüyorum.buralara dönmenin pek yerinde olmadığını,
kışın sıkıntı çekileceğini anlatmak istedi.sonra da ekledi.
-Ağa, yoksa oralarda geçinemedin mi?
-Hayır paşam, Çukurova cennet gibi bir yer.bir eken yüz alıyor.
Son günlerde işittim ki, İstanbul’daki "ırz kırıkları" bizim Erzurum’u
Ermenilere vereceklermiş. Geldim ki ne göreyim,
bu namertler kimin malını kimlere veriyorlar?..
Tunç çehreli, beyaz sakallı, gün görmüş ihtiyarın iman dolu göğsünden gelen bu ses,
yine onun gibi tunç yüzlü askerin gözlerini yaşarttı.
-Bu eski Türk kalesine millet işi için milletle beraber çalışmaya gelen
büyük devlet adamı, yaşlı gözlerle arkadaşlarına döndü:
-Bu milletle neler yapılmaz!..dedi ve sonra ihtiyarla vedalaştı.
(Banoğlu, Niyazi, Ahmet, nükte ve fıkralarla Atatürk, İstanbul, İnkılap Kitapevi, 1981,)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız