Tarih: Cum Mar 28, 2008 1:36 am Mesaj konusu: Ben Cumhuriyeti Böyle Kazandım
BEN, CUMHURİYETİ BÖYLE KAZANDIM!...
Ankara, 10. Cumhuriyet yılının büyük ve ölçüsüz sevinci içindedir.
Şehir, baştanbaşa ışıklarla donatılmıştır. Eğlence yerlerinde her Türk,
tam bir şuurla devrimin nimetlerini idrak ederek neşe içinde eğlenmektedir.
Atatürk, resmi baloların verildiği yerlere uğradıktan sonra
Halkevi’ne de teşrif ediyor. Orada, milli ve mahalli giysileriyle
coşan ve coşturan Türk köylüleriyle karşılaşıyor.
Bir gün bu milleti ve bu memleketi kurtarmak için atıldığı mücadelede
kendisine yegane kudret ve kuvvet membaı olan bu temiz yürekli vatan
evlatlarının neşelerinden son derece duygulanıyor.Onları bir süre seyrettikten sonra,
doğru Çankaya’ya teşrif ediyorlar ve:
-Efeleri buraya getiriniz!.. Emrini buyuruyorlar.
Efelerin Çankaya’da, Atatürk’ün sofrasında nasıl coştuklarını ve
nasıl coşturduklarını anlatmaya imkan yoktur. Büyük Ata,
sahnenin en heyecanlı bir anında, Ankara efelerinden birine soruyor:
-Efe, sen benim için ne yapabilirsin?
Efe tereddüt etmeden cevap verir:
-Her şey...
-Mesela?..
-Ölürüm...
Şimdi bütün dikkat Atatürk’e çevrilmişti.kimse konuşmuyor,
onları dinliyordu. Atatürk, gözlerini etrafındakiler üzerinde
bir kez gezdiriyor,
sonra:
-Efe, diyor, sözünde samimi misin?
-Emir sizindir, Ata'm.
Atatürk, elini dizinin üstüne vuruyor:
-Koy başını buraya!...
Efe derhal başını Ata'nın dizlerine koydu ve başını koyar koymaz
şakağında bir soğuk temas hissetti.bu, Atatürk’ün şakağına dayadığı tabanca
namlusunun soğukluğuydu. Efe, bu soğuklukla beraber
şakağına dayanmış bir
tabanca olduğunu görmüş, fakat en küçük bir harekette bulunmamıştı.
Efe, Ata'sı için ölümü seve seve kabul edebilirdi. Fakat Atatürk, ona kıyacak mıydı?
Bütün yüzlerin rengi bir anda solmuş, heyecan son haddini bulmuştu.
Nefes almaktan korkuyorlardı ve gözler Atatürk’ün elindeydi.
Tabanca, efenin şakağına dayanmıştı. Fişek sürülmüş ve emniyet açılmıştı.
Atatürk, bir saniye bile sürmeyen bu an içinde ve gözle fark edilemeyecek
bir hızla tabancanın namlusunu şakağın yanından,
belki bir santim kadar kaydırarak tetiği çekiyor.
Derin sükutu yırtan korkunç tabanca sesi...
Kalpler, sanki yerinden kopacak.
Hazır bulunanların hepsinin beti benzi kül rengini almıştır.
Fakat, efenin başı hala Ata’nın dizindedir ve
efede en küçük bir kımıldanma yoktur.
Atatürk, efenin başını dizlerinden kaldırıyor,
temiz alnını dudaklarına doğru çekiyor ve öpüyor.
Hala biraz önceki havanın tesirinden kurtulamamış olanlara:
-İşte, ben Anadolu Savaşını bunlarla ve böyle
canlarını esirgemeyenlerle kazandım, diyor.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız