Kayıt: Oct 10, 2006 Mesajlar: 13671 Şehir: .............
Tarih: Cmt Şub 02, 2008 2:23 am Mesaj konusu: Mevlana Celaleddin Rumi - Üç Balık
Mesnevi IV
Üç Balık
Bu bir gölün ve içinde yasayan üç balığın hikâyesidir.
Birisi akıllı, ikincisi yarı akıllı üçüncüsü aptal olan
üç balığın ve içinde yaşadıkları gölün hikâyesi.
Ağları ile birkaç balıkçı gelmiş günün birinde kıyısına
gölün ve üç balık görüvermiş bunu.
Akıllı olan balık hemen karar vermiş
uzun ve zorlu bir yolculuk yapıp
erişmeye uzaktaki denize.
'Bunu diğer ikisiyle tartışmayacağım.
Onlar sadece benim kararlılığımı zayıflatırlar.
Çünkü onlar burayı seviyorlar. Burası onların yuvası.
Onların kayıtsızlığı tutacaktır onları burada'
diye düşünmüş.
Bir yere seyahat etmek istersen bir seyyahın öğüdünü dinle.
Yetersizliğinden dolayı bir yere bağlı olmak zorunda kalmış
birinden değil.
Muhammed demiş ki: 'İnsanın ülkesini sevmesi
onun inancının bir parçasıdır.'
Bunu sakın yazıldığı gibi anlama
senin gerçek ülken varmaya çalıştığındır,
olduğun yer değil.
Yanlış okuma hadisi.
Törensel bir ayinde aptes alınırken geleneğe göre,
ayrı bir dua okunurmuş her bir parçası için bedenin.
Burnu temizlemek için su çekildiğinde
ruhun kokusunu duymak için yalvarılırmış.
Bu durumda edilmesi gereken dua:
'Tanrım, yıka beni. Ellerim bedenimin şurasını yıkadı ama
yıkayamadım ruhumu. Derimi yıkayabilirim ama
sen yıkamalısın ruhumu'
Bir adam varmış yanlış bir yakarışla dua edermiş.
Yanlış bir delik için. Burnuna çekeceği yerde
Suyu kıçına vurup dua edermiş. Cennetin kokusu insanın
kıçından çıkabilir mi hiç? Aptallara karşı alçak gönüllü olmayın sakın.
Bir ustanın huzuruna çıkarken kibrinizi yanınızda taşımayın.
Tabii ki hakkınız yurdunuzu sevmek, fakat önce sorunuz
'neresi yurdunuz gerçekte?'
Akıllı balık balıkçıları görünce demiş ki hemen
'ben gidiyorum'
Muhammed Ali'ye gizli bir öğreti vermişti.
Ve bunu kimseye söylememesini
bir kuyunun ağzından aşağı fısıldayarak
söylemiş. Bazen konuşacak kimsemiz olmaz.
O zaman kendine bir dinleyici olabilmelisin.
Ve akıllı balık kendi boyunda ilerleyen bir ayak izi
olmuş, köpeklerin peşine takıldığı bir geyik gibi
yol boyunca çok zorluklardan geçmiş
ama sonunda varmış kıyısız güvenliğine denizin.
Yarı akıllı balık düşünmüş: ' Rehberim çekip gitti,
onunla beraber ayrılmalıydım. Neden ayrılmadım.
Şimdi ise kaçma şansım kalmadı hiç. Keşke onunla
gitseydim. Olanlardan pişmanlık duymayın sakın.
Eğer geçmişte kaldıysa unutun gitsin. Hatırlamayın bile.
Bir adam tuzak kurup bir kuş yakalamış bir gün
kuş adama demiş ki: " Bayım onca inek yediniz onca koyun
yaşamınız boyunca ve hala açsınız. Benim bir lokma etim
de doyurmaz sizi besbelli. Eğer gitmeme izin verirseniz size
üç değerli öğüt verebilirim. Birincisini avucunuzda söyleyeceğim.
İkincisini çatınızda. Üçüncüsünü şu ağacın dalına konup.
Adam meraklanmış hemen. Kuşu serbest bırakmış ve kuş
adamın avucuna konup, "Birincisi: kim söylerse söylesin,
saçma olan bir şeye asla inanmayınız."
Kuş uçup adamın çatısına konmuş, "İkincisi: geçmişte olup bitmiş
bir şey için yas tutmayınız. Bitmiştir o. Asla pişmanlık duymayın olup bitene"
"Aklıma gelmişken hemen söyleyeyim" diye devam etmiş."Kursağımda en azından
10 bakır akçe ağırlığında büyük bir inci vardı. Ve bu sana ve çocuklarına kalacak bir
büyük miras olabilirdi, fakat onu yitirdin şimdi. Dünyanın en büyük incisine sahip
olabilirdin ama anlaşılan kısmet değilmiş"�
Adam doğum sancıları çeken bir kadın gibi feryat etmeye başlamış.
Kuş: sana daha şimdi söylemedim mi: 'Geçmişteki bir şey için üzülme diye.
Ve hiç bir saçmalığa inanma demiştim üstelik': Benim bütün bedenimi bile tartsan
10 bakır akçe ağırlığında bile etmezken,
nasıl o kadar ağır bir inci kursağımda olabilir?
Adam birden kendine gelmiş ve "anladım, şimdi bana üçüncü öğüdünü
söyler misin o zaman?"
"Evet, ilk iki öğüdümden iyice yararlandığını gördüm.
Bitkin birine bir tavsiye de bulunma ne de uyuklayan birine. Tohumlarını
kumluk bir yere saçma. Bazı yırtıklar asla yamanamaz.
Az akıllı olan ikinci balığa gelince,
rehberini yokluğuna bir süre yakınıp üzüldükten sonra
düşünmeye başlar: "Bu adamlardan ve ağlarından
kendimi nasıl kurtarabilirim?
Belki ölü taklidi yaparsam kurtulabilirim"
Sırt üstü suyun yüzeyine yatıp ve kuru dallar gibi
kendimi dalgalara bırakırsam:
Sadece suya bıraksam kendimi.
Ölmeden önce ölmek. Muhammed'in dediği gibi"
Ve hemen düşündüğünü yapmış. Suyun yüzeyinde kıpırdamadan
suyla beraber bir aşağı bir yukarı salınırken adamlar onu elleri ile
tutabileceği kadar yaklaşmışlar.
"Şuna bak en iri en iyi balık ölmüş."
Balıkçılardan biri balığı kuyruğundan tutup sudan çıkarıp yere fırlatmış.
Yere düşen balık yuvarlana yuvarlana suya çok yakın bir yere ulaşıp
çaktırmadan suya karışmış.
Bu arada üçüncü balık telaşla sıçrayarak
çevik olmaya çalışıp, olmayan aklınca kaçmaya çalışırken
ağ bu arada üzerine kapanıvermiş.
Gözlerini açtığında kızgın bir tavanın ortasında
yatarken düşünmüş: "Buradan çıkınca bir daha asla bir gölün
sınırları içinde yaşamayacağım.
Bir daha ki sefer
sonsuz okyanusu
yuvam bileceğim.
MEVLANA CELALEDDIN RUMI
Mesnevi IV
Çeviren: Hilmi Bitim
_________________
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız