Tarih: Cum Arl 14, 2007 12:21 am Mesaj konusu: Bu Gece Yokum
BU GECE YOKUM
Geceyi siyaha boyayan hüznüm olmalı.
Tanıdık bir yalnızlıkla baş başa değilim bu gece. Bir şeyler yapmam lazım. Düşüncelerimin her kelimesi yoğun hüzün. Sığmıyor artık içime bu çığlık. Artık bir şeyler yapmam lazım.
Uzun zaman oldu kimselerden bir şeyler istemeyeli. Bu yüzden çekiniyorum belki de saate vakit sormayı. Saat kaç sahi? Kaç zamandır dikilip kalmışım bu tenha balkonda? Dokunsam kırılır mı az ötede asılı kalmış yarım ay?
Kimsenin olmadığı, kimselerin sabahın bekâretine göz koymadığı bir vakitte uyandım bugün.
Gece yatarken ne kadar yalnızsam, sabah kalktığımda da o kadar parçalanmış hissettim kendimi. Evden çıkışım, balıkçı teknelerinin yanından geçerken çaldığım ıslık, şehrin en köhne sabahçı kahvesinde içtiğim çay, martılara okuduğum birkaç satırlık kafiyesiz şiir; sabahımın özeti. Bulunduğum yerde bulunamamaktan muzdaripim. Kendimi bulamıyorum buralarda. Kalkarken kurduğum düşlerimin, yatarken kurduğum planlarımın her seferinde yerle bir olması, attığım her adımın geride bıraktığı mesnetsiz menkıbeler yoruyor beni. Kan revan içinde doğuruyor beni her sabah.
Zaman burada da ilerliyor geride bıraktıklarına aldırış etmeden. Sabah bitiyor usul usul. Erken uyanmışlığın verdiği bedenimdeki mağrurluk, bu sevmediğim temmuzun öğlesinde güneşe inat daha da kibirleniyor. Çılgınlar gibi bir yerlerden akıp gelen bu âdem seli, gecenin mahmurluğundan kurtulup sokağa atıyor kendini. Ellerinde çok sevdikleri güneşten korunmak için taşıdıkları şemsiyeler, üzerlerinde bir acayip esvap, ayaklarında ojeli parmaklarını açıkta bırakan rengârenk terlikler. Ne kadar az giyseler o kadar dik yürüyor ve o kadar samimiyetsizleşiyor tebessümleri. Kapanıyorum kendime, kapatıyorum kendimi.
Lokantalarda telaş, çay bahçelerinde tedirginlik var. Yaza duydukları minnet her fırsatta dile getirilmekte. İnsana minnet yok oysa.
Her gelene biraz daha fazla hesap çıkarma heveslerinin adı esnaflık oluyor. İşyerlerine ayak basan herkesin bir ederi var. Bu ederi yedikleri ve içtikleri belirliyor.
Bütün herkeste huzur ağacı mevcut. Kızlar açıkta bıraktıkları göbekleri, giymedikleri etekleriyle, erkeklerse kafasız başlarına sürdükleri jöleleleri ve yırtık kotlarıyla bu ağacı besliyorlar ve çok huzurlular. Dert yok burada. Küçücük caddesinde her akşam defalarca atılan voltaların mahpus damında atılan voltalardan farklı olduğunu düşünemeyen bir "sürü" var.
Mahpustan farklı olmadığını bilmiyor oldukları yerin. Onlar damın zorba duvarlarını aşamıyor, mekânım, hiç bir akşam o dar cadde olmadı.
Burada yaşadığım her sabah, her öğle ve her akşam tuhaf sınıfına sokuyor beni. Bu sınıf ruhumu temizliyor.
Saat kaç oldu sahi? Sokaklar artık bomboş. Köpek sesleri bozuyor tüm sessizliği. Balkonda bir çift göz kendini arıyor. Kendimi hissetmiyorum.
Bu gece yokum ben.
alıntı _________________ söylediklerimden çok
Sustuklarım
seçtiklerimden çok
Reddedilmek için
ne kadar varsam
o kadar kimseyim kendime.
Gece,
Sessizlik ve hüzün müdür hep?
Yoksa;
Sevinç ve mutluluk mu?
Kimbilir?
Biryerlerde bu gece,
Bir hayat sönüyor şimdi.
Yada doğuyor çığlıklarla
İsyan edercesine.
Bu gece ,bu geceler,
Nelere gebeler?
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız