Kayıt: Oct 26, 2006 Mesajlar: 1779 Şehir: balıkesir..
Tarih: Çar Haz 27, 2007 2:31 am Mesaj konusu: Babam'a
Yüreği kâğıda akıtmayalı uzun zaman oldu. Çok uzun…
Arzu büyüdü, kimsesiz ama kimli şehri bıraktı. Sandı ki bütün acıları o kimliksiz şehre gömdü. Oysaki yaşanmış hiçbir şeyin kıymeti yokmuş, düşermiş zamanla gökteki yıldızlar, baş tacı ettiklerimiz tek tek… Birer birer kaybolan dostlar gibi.
O şehirde her şeyin bir tarifi vardı; her acının, her gözyaşının, her mutluluğun, her sevincin bir sonu bir de başlangıcı vardı.
Geldim , baba ocağına!!!!
Ocak bana kaldı, baba gitti; onu koklayamadan, doya doya öpemeden, sarıp sarmalayamadan.
Gözyaşları sel olsa da karanlıklara gömülen gecelerde, hiçbir gecem gündüze çıkmıyor babam artık.
Bu ocağı tüttür diyorlar bana, baba, külleri karıştırıyorum ateş yok. Yüreğimse köz olmuş yanıyor…
Baba kara toprağa girdiğini söylüyorlar susuyorum; herkes toprakta derken ben seni yürekte arıyorum.
Her gece biraz daha dokunacak gibi olurken, her an biraz daha çok özlüyorum.
İnsanlar görüyorum, sesler duyuyorum baba; seni konuşan, sana gülüşen, sana ağlaşan.
Ben susuyorum, ölüm sessizliği…
Gecelere, duvarlara, resimlere sensizliğe sığınıyorum. Ama ben hep susuyorum. Dünyayı senin üstüne kuran ben susuyorum baba.
Yüzler bana dönüyor, ben Mevla ya sığınıyorum. Seslerin ve yüzlerin beklentilerini veremiyorum. ‘Babam ‘ diye haykıramıyorum. Susup acısız, vefasız damgası yiyorum ama acımı bastıramıyorum baba.
Bazen durup düşünüyorum, babam öldü ve ben yaşıyorum diyorum. O noktada dünya duruyor ama ben ölmüyorum, ölemiyorum.
Hep düşünürdüm baba, sana bir şey olursa ben ne yaparım diye- sen ölmeden bir gece önce düşündüğüm gibi- sanırdım ki HASAN EKİNCİ öldüğünde dünya duracak, kıyamet kopacak… Yok, be babam, dünya durmadı.
Sen bir kez gittin, ben her gün ölüyorum.
Özlüyorum baba; evde bağıra bağıra birine bişey anlatmayı, haberleri sesli anons haline getirmeyi, kokunu, elini, yavrum diyen, kızım diyen sesini…
Geceleri üstümü açıyorum baba, gelir de örtersin diye. Bekliyorum baba, sen gelmiyorsun, ben üşüyorum…
Saatlerce bilgisayarın başında oturuyorum, gelip kızmanı bekliyorum. Yat artık demeni. Gelmiyorsun baba…
Sigaranın birini söndürüp, diğerini yakıyorum. İstiyorum ki kızasın, bi de paketi yüzüme fırlatasın ama paketler yığılıyor, ben küllerin arasında kayboluyorum, sen se susuyorsun baba.
Babam yetiş diyorum, çok dardayım yetiş. Yetim kalacak kadar büyümedim ben diyorum sana… Hep diyorum baba, sadece diyorum.
Baba ben seni çok ama çok özlüyorum.
Özlem vardır bilirsin dönecek bir gün, bitecek. Ama benim ki dinmiyor baba artıyor gün ve gün…
Babam kelimeler tıkanıyor, eller Mevla ya çevriliyor, yüzler toprağa sen gelmiyorsun.
Sen beni ıssız bırakmazdın baba böyle.
Kimsesiz kurdun, kuşun arasına atmazdın.
Babam gel, kırıldı kol kanat, gel babam gel.
Dört duvar bana bakıyor. Evde ana, komşuda yar yol gözlüyor. Ben seni bekliyorum baba… Herkes beni…
Ne ben gidebiliyorum, ne sen gelebiliyorsun baba. Sılayı bekliyorum gurbette.
Böyle ayrılık mı olur, böyle ölüm mü? Söylesene baba…
Bir gün, bir yerde dinlemiştim baba ‘ her şeyin affedildiğini, baba ahının affedilmediğini ‘ ve durup düşünmüştüm baba ‘ ben senden ah almam asla ‘ diye…
Bana ah ettiğini söylüyorlar baba, sevdim diye. Dünyam başıma yıkılıveriyor, ben altında boğuluyorum. Haberim olmadan bişeyden, yoluna kurban oluyorum…
Ölüme kılıf vuruyorlar, katil oluyorum.
İnsan yüreğini hiç öldürebilir mi be babam. Ben ölüyorum, yüreğim bensiz kalp krizi geçiriyor.
İşten çıkıyorum. Durağa yürüyorum. Yürürken telefon elde sevdiğimle konuşuyorum.
Telefon geliyor, numarayı bilmiyorum.
Tarih 17 Eylül Cumartesi, saat 12: 40.
Ses ‘ baban ‘ diyor ‘ yoğun bakımda , gel!!!!’ Ben duruyorum, İstanbul başıma yıkılıyor, haykırıyorum. Sokaklar doluyor, kimileri gülüp, kimileri ağlarken, ben ‘ yetim ‘ kalıyorum.
Eve geliyorum, sevda kapıda bekliyor, ben saramıyorum. Haykırıyorum baba, ev doluyor, evin doluyor… Şişe Cam inliyor, Hasa Usta ölmüş diyor ama dünya durmuyor baba.
Hep bizim çocuklar derdin ya, bizim çocuklardan biri geliyor, ben oturuyorum. Yanıma gelince tanıyorum ancak… O zaman anlıyorum baba ölmüş. ‘ Abla !!!‘diyorum ‘ Abla baba bizi bıraktı mı ? ‘ . Herkes ağlıyor, ben susuyorum… Abla sarıyor, ben ağlıyorum; abla ağlıyor, ben sarıyorum…
Evde bir koşuşturmaca, eşyalarımı topluyorlar.
Yol diyorlar, yola hazırlan… Ben büyüdüm, yüreğim küçücük kız çocuğu cenazeye gidiyorum. Baba mı toprağa koymaya gidiyorum.
Babam yetiş diyorum, çok dardayım yetiş. Yetim kalacak kadar büyümedim ben diyorum sana… Hep diyorum baba, sadece diyorum.
Baba ben seni çok ama çok özlüyorum.
Özlem vardır bilirsin dönecek bir gün, bitecek. Ama benim ki dinmiyor baba artıyor gün ve gün…
Babam kelimeler tıkanıyor, eller Mevla ya çevriliyor, yüzler toprağa sen gelmiyorsun.
Canım nettin yaa sen.Babamı yeni kaybetmiş kadar oldum.O anı yeniden yaşadım.Gece gece içim parçalandı.Allah kimseyi anasız -babasız koymasın _________________ Beynimde intihar çiçekleri açmış,
Her gözyaşımda biraz daha büyüyor çığlıklarım,
Sonunu getiremediğim hikayelerim var benim,
1 2 3 tıp!
Daha kaç hakkım kaldıki yaşamaya?
Kayıt: Aug 06, 2007 Mesajlar: 2598 Şehir: Aklının alamayacağı yerde :p
Tarih: Çar Nis 23, 2008 12:19 am Mesaj konusu: Re: Babam'a
off cok kotu oldum yaa aglamamak ıcın kendımı zor tuttum
bı gun gıdıcekler herkes gıdıcek bılıyorum ama bunun erken olmasını ıstemıyorum tek duam bu _________________ Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de
Aykırı anlamlar arayıp durma
güz bitip sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur zaman her gece
Her gece yeni bir savaş baslar
acı ses olur, ses deli yağmur
Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim sokağı devriyeler basar
Bir de gülüşün eklenir kimliğime.
off çok güzeldi ya teşekkürler _________________
Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
Ben yoluma devam ederim
Bitmemiş bir şiirin ortasında...
_________________
Onlar, delikanlı çağında, millet ve vatan aşkıyla ellerine silah aldılar. Hepsi birer ana kuzusuydu ama tüfek kuşanıp da, bölücü kurşunlarına karşı göğüslerini siper ederken arslan kesildiler. Damarlarındaki kan “deli” gibi akarken tek düşünceleri vardı: Bin yıllık Türk yurdunu bölmek isteyen gafillere karşı durmak! Albayrağın gölgesinde nöbet tutarken can verip şehitlik mertebesine eriştiler!!!
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız