Üye İşlemleri

  • Misafir Ziyaretçi

 Üye ol(ücretsizdir!)
 Giriş:
Nickname

Şifre

[ Şifremi unuttum? ]

  • Üyelik:
  •Toplam:52,179    

  • Şu An Bağlı:
  • Üye:6    
  • Ziyaretçi:283    
  • Toplam:289 



SEVDIMSENI.NET :: Başlığı Görüntüle - Bilim Felsefesi

Bilim Felsefesi

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Bilim ve Felsefe
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
af_yok
Moderator
Moderator


Kayıt: Feb 07, 2007
Mesajlar: 9686
Şehir: Yer6

MesajTarih: Sal Nis 03, 2007 7:22 pm    Mesaj konusu: Bilim Felsefesi Alıntıyla Cevap Gönder

1)Bilimin Tarih İçindeki Gelişimi
Taşların, âlet olarak kullanıldığı çağa nasıl “Yontma Taş Devri” denilmişse çağımıza da “Bilgi Çağı” denilmiştir. Bilim, bir süreçtir ve tarihsel bir boyutu vardır.

• İlk bilimsel çalışmalar M.Ö. 2000’ li yıllarda Çin ve Hindistan’ da başlamış, daha sonra Mısır ve Mezopotamya’ da devam etmiştir. Bu dönemde bilim; mitoloji, din ve büyü ile iç içedir. Ancak astronomi, tıp, coğrafya ve matematik alanında önemli çalışmalar vardır.

• M.Ö. 600’ lerde Antik Yunan’ da başlayan bilimsel çalışmalar felsefeyle iç içedir. Bu dönemi, Mısır ve Mezopotamya’ dan ayıran en önemli etken,düşünmede “akılcı eğilim”in önem kazanmaya başlamış olmasıdır.

• Bilimlerin felsefeden ayrılışı İlk Çağ’ da matematikle başlamıştır. M.Ö. 3. yüzyılda Euclides (Öklit) geometriyi, Archimedes (Arşimet, M.Ö. 287 - 212) mekaniği bilim hâline getirmiştir.

Avrupa Orta Çağ’ da bir durgunluk dönemi geçirdiğinden 5. ve 10. yüzyıllar arasında felsefe ve bilim alanında önemli bir gelişme olmamıştır. Bu dönemde bilimsel düşünce kilisenin kontrolü altına girmiştir. Avrupa’ da Karanlık Ortaçağ yaşanırken 8. – 12. yüzyıllar arasında İslâm kültüründe parlak bir dönem yaşanmıştır.
İslâm felsefesinin doğup gelişmesinde Yunan, İran, Süryani ve Hint eserlerinin Arapça’ya çevirilmelerinin önemli rolü olmuştur.
Orta Çağ’ da duraklayan bilimlerin felsefeden ayrılma hareketi Rönesans ve sonrası yıllarda hızlanır. Rönesans felsefe açısından 15. ve 16. yüzyılları kapsar. Önce İtalya, sonra Fransa ve Almanya’ da ortaya çıkar; daha sonra Avrupa’ nın öteki ülkelerine yayılır. Rönesans (yeniden doğuş) antik çağ kültür ve tutumunun yeniden yaşama girmesi anlamına gelir. Ancak Rönesans, Orta Çağ’ a, özellikle kiliseye, onun doğa ve insan anlayışına tepkiyi de dile getirir.
Rönesans düşünürleri, İslâm filozof ve bilginlerinin çeviri ve eserlerinden tanıdıkları Yunan filozoflarının tutum ve görüşlerini örnek alarak, özgür düşünmeye, araştırmaya önem vererek dinin ve din adamlarının etkisinden kurtulmak ve “aklı” özgürlüğüne kavuşturmak için çaba harcadılar.

Pythagoras (Pisagor – İ.Ö. yaklaşık 580 – 500)
Eski Yunan’ ın büyük filozof ve matematikçilerinden biriydi. Geometri ve müzik alanlarında adı çok geçen Pythagoras, insan ruhuna ilişkin düşünceleriyle de anımsanır.
Pythagoras’ ın adı geometride sık geçer. Pisagor teoremine göre dik açılı bir üçgenin hipotenüsünün (en uzun kenar) karesi, karşısındaki iki kenarın karelerinin toplamına eşittir. Ama teoremin Pisagor tarafından değil; onun öğretilerini geliştiren öğrencilerinin bulduğu sanılmaktadır.
Pythagoras, Dünya’ nın merkezdeki bir ateşin çevresinde dönen bir küre olduğunu söyleyen ilk bilim adamlarından biridir. O dönemde öbür filozofların çoğu Dünya’ nın düz olduğunu söylüyordu. Dünya’ nın dönerken müzik sesi çıkardığını söyleyen Pythagoras, evrenin işleyişinin sayılara ve sayıların arasındaki ilişkiye bağlı olduğunu ileri sürdü.

Euclides (Öklit – İ.Ö. yaklaşık 300)
Eski çağların en ünlü matematik ve geometri bilginlerinden biridir. Yaşxxx ilişkin olarak bilinenler yalnızca Mısır’ da yaşamış olduğu ve Kral 1. Ptolemaios’ un kendisinden, o dönemde dünyanın en önemli öğrenim merkezi olan İskenderiye kentinde bir okul kurmasını ister. Kendisinin Yunanlı olduğu sanılmaktadır.
Öklit’ e gelene kadar geometri bilgisi oldukça gelişmişti, ama bu bilgi büyük ölçüde birbiriyle bağımsız kurallardan oluşuyordu. Öklit geometriye ilişkin bütün bilgileri bir araya toplayarak, bunların arasındaki bağlantıyı kurdu, bunlara kendi geliştirdiği bazı yeni kanıt ve önermeler ekledi. Bütün bu çalışmalarını 13 top parşömenden oluşan Stoikheia (Elemanlar) adlı yapıtında topladı. Bu eseri başka dillere çevrildi, 2000 yılı aşkın bir süre geometri öğretiminde kullanıldı. Günümüzde okullarda okutulan çağdaş kitaplar hâlâ Öklit’ in düşüncelerine dayalıdır ama bu düşünceler daha değişik biçimlerde sunulmaktadır.

Archimedes (Arşimet – İ.Ö. yaklaşık 287 - 212)
Eski çağın en büyük matematikçisi ve mucidi olan Arşimet, Sicilya Adası’ ında bir Yunan kenti olan Siracusa’ da doğdu. Öklit’ in İ.Ö. yaklaşık 300’ de, Mısır’ daki İskenderiye’ de kurduğu okulda öğrenim gördükten sonra Siracusa’ ya dönerek geometriyle uğraştı.
Arşimet kaldıraç yasasını da ortaya koyarak, ağır bir cismin ağırlık merkezine uygulanacak bir kuvvetle yerinden oynatabileceğini gösterdi. Ayrıca alçak bir yerden su çıkarmaya yarayan “Arşimet burgusu” adlı aygıt, Mısır gibi alçak ve kurak ülkelerde hâlâ sulama amacıyla kullanılır.
Bir küre ile bu küreyi çevreleyen silindirin yüzeyleri ve hacimleri arasındaki ilişkiyi ilk kez ortaya koyduğu için, Arşimet’ in mezarı silindir içine yerleştirilmiş bir küreyle işaretlenmiştir.

İbn-i Sina (M.S. 980 – 1037)
Yalnız doğuda değil, ortaçağ Avrupa’ sında da en büyük tıp bilgini sayılan İranlı Müslüman bir bilgin ve düşünürdür. Tam adı Ebu Ali el – Hüseyin bin Abdullah ibn Sina olan İbn-i Sina, batıda Avicenna diye bilinir. Yunan filozofu Aristo’ nun en büyük yorumcularından biridir.
Buhara yakınlarında doğan İbn-i Sina, babasından ve döneminin ünlü bilginlerinden özel ders aldı. Parlak zekâsı ve güçlü belleğiyle kısa zamanda öğretmenlerini geride bıraktı. Felsefe, edebiyat, matematik, tıp gibi çeşitli alanlarda engin bir bilgi birikimine ulaştı. Daha 16 yaşındayken yanında başka hekimler çalışan başarılı bir hekimdi.
İbn-i Sina’ nın en büyük yapıtlarından biri Kitabu’ ş-Şifa (Sağlık Kitabı) ’ dır. Kitabu’ ş-Şifa; mantık, fizik, geometri, astronomi, matematik, müzik ve metafizik konularında dönemin tüm bilgilerini bir araya getiren bir ansiklopedidir. Ayrıca İbn-i Sina’ nın diğer bir yapıtı da el-Kanun fi’ t-Tıb (Hekimlik Yasası)’ dır. Bu kitabın tamamı Lâtince’ ye çevrilerek ortaçağ Avrupa’ sından tıp kitaplarının en değerlisi sayılmıştır.

Birunî (973 – 1048 ya da 1051/52)
Batıda Aliboran adıyla bilinen, asıl adı Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Birunî olan büyük İslâm bilgini Birunî, Harezm’ in başkenti Kas’ ta (Ket) doğdu. Harezmşahlar soyundan ünlü bir bilginin koruyuculuğu altında saraya giren Birunî, astronomi ve matematik öğrenimi gördü. Henüz 28 yaşındayken el-Âyaru’ l-Bâkiye’ yi (Geride Kalan Yıllar) tamamladı.
Nihâyati’ l-Emâkin (Mekânın Sonları) adlı yapıtı coğrafyadan, jeoloji ve jeodeziye (yeryüzü düzlemini ölçme bilimi) kadar bir dizi konudaki yazıların toplamından oluştu. el-Kanunü’ l-Mesudî adlı en önemli astronomi yapıtında dünya coğrafyası, enlem – boylam hesaplamaları, dünya çapının ölçümü gibi araştırma ve çalışmalarını toplayan Birunî, bilim tarihçilerine göre Kopernik’ le başlayan çağdaş astronominin temellerini atmıştır. Batlamyus ve Aristo’ nun kuramlarına karşı çıkarak dünyanın durağan değil, dönen bir kütle olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır.

Harezmî
Arap matematik, astronomi ve coğrafya bilginidir. Onun aritmetik konusundaki çalışmaları sayı sistemiyle ilgilidir. Bir dönem bulunduğu Hindistan’ da harfler ya da heceler yerine sembollerin kullanıldığını saptamış, onları İslâm dünyasına kazandırmıştır. Böylece sembollerden oluşan on tabanlı sayı sisteminin kurulmasını sağlamıştır. Harezmî, Hesab-ül Cebir vel-Mukabele adlı eserinde logaritmanın kullanılışına öncülük etmiştir.

_________________
.. fσяqσттєη ђσpєs вυяιє∂ ιη уσυя ѕσυℓѕ ℓσηєℓу qяανє "

mesai Mr. Green
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
af_yok
Moderator
Moderator


Kayıt: Feb 07, 2007
Mesajlar: 9686
Şehir: Yer6

MesajTarih: Sal Nis 03, 2007 7:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

2) Avrupa’ daki Gelişmeler
Avrupa’ da Rönesans’ ın ve reformla başlayan uyanış ve çabanın ilk ürünleri astronomide görüldü. Polonyalı Kopernik (1473 – 1543), Batlamyus’ un Dünya merkezli evren anlayışının yerine Güneş merkezli evren sistemini koydu. Artık evrenin ortasında hareketsiz duren Dünya değil, Güneş vardı ve Dünya hem Güneş’ in çevresinde hem de kendi ekseni üzerinde dolanan bir gezegendi. Kopernik’ e 17. yüzyılda Kepler (1571 – 1630) ve Galilei (1564 – 1642), 18. yüzyılda da Newton (1642 – 1727) doğa yasalarını açıklayarak katıldılar.
Johannes Kepler, modern astronominin kurucularındandır. Güneş merkezli sistemin inanmış bir taraftarıydı. Özellikle Mars gezegeni üzerine birçok gözlem yaptı ve sonuçta Mars’ ın Güneş etrafında elips çizdiğini ispatladı. Kepler 1619’ da Dünya’ nın Uyumu adlı eserini yayımlamış ve bu eserde Newton’ ın evrensel çekim kanunu için bir yol açmıştır.
Galileo Galilei, İtalyan astronomu ve fizikçisi. Hemen hemen yalnız matematik üzerine incelemeler yaptı, fakat buluşlarıyla çabucak tanındı.
Optikte 1612’ ye doğru ilk mikroskobu bulduğu sanılmaktadır. 1609’ da mercekli dürbünü yaptı ve gök cisimlerini incelemeye başladı. Ay üzerinde gözlemler yaptı, dağların yüksekliğini ölçtü. Daha sonra Jüpiter’ in uydularını, Satürn’ün halkalarını, Güneş’ in ekseni etrafında dödüğünü, Venüs’ ün evrelerini vb. buldu. Tüm buluşlarıyla Batlamyus’ un sistemini çürütüp Kopernik sistemini doğruladı.
Sir Isaac Newton, İngiliz fizikçi, matematikçisi ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük bilginlerinden biridir. Yerçekimi kuramı üzerinde çalıştı. Ayrıca güneş ışınlarını bir prizmanın içinden geçirerek bileşenlerine ayırdı ve beyaz ışığın niteliğini keşfetti. 1669 dolaylarında da diferansiyel ve integral hesabı geliştirdi. En önemli yapıtı olan Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri, Newton’ ın hareket yasalarını, dalga kuramını ve yerçekimi üzerine çalışmalarını içermektedir.
Rönesans’ la oluşan yeni koşullar ve bilimdeki önemli gelişmeler giderek yöntem sorununu ön plâna çıkardı.
Bacon, Descartes ve onları izleyenlerin yöntem çalışmaları hem bilgi felsefesinin oluşmasını hazırlamış hem de bilimlerin felsefeden ayrılma sürecini hızlandırmıştır. Nitekim Claude Bernard ile biyoloji, Auguste Comte ile sosyoloji, Wilhelm Wundt ile de psikoloji bağımsız birer bilim hâline gelmişlerdir.
20. yüzyılda üç önemli teori ortaya konuldu. Bunlardan biri Alman fizikçisi Albert Einstein (1879 – 1955) tarafından ileri sürülen görelilik (rölativite) kuramıdır. Bu kuram; uzay, zaman, kütle gibi kavramların mutlak değil göreli olduklarını görüşüne dayanır.
İkincisi Max Planck (1858 – 1947)’ ın quantum kuramıdır. Bu kurama göre maddenin saldığı ısı ve ışık, sanıldığı gibi sürekli bir akış değil; tam tersine quanta adı verilen süreksiz ya da kesik paketlerden oluşmaktadır.
Üçüncüsü de Werner Heisenberg (1901 – 1977)’ in olasılık kuramıdır. Bu kurama göre de doğa yasaları kesin ve zorunlu değil, olasılığa dayanan yasalardır.
Sonuçta görelilik, quantum ve olasılık kuramları karşısında kesin, zorunlu bir bilgiyi savunmak olanaksızlaşınca, bilim adamları ve filozoflar yeni görüşler geliştirdiler. Bundan da bilim felsefesi denilen yeni bir bilgi dalı ortaya çıktı.

_________________
.. fσяqσттєη ђσpєs вυяιє∂ ιη уσυя ѕσυℓѕ ℓσηєℓу qяανє "

mesai Mr. Green
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
af_yok
Moderator
Moderator


Kayıt: Feb 07, 2007
Mesajlar: 9686
Şehir: Yer6

MesajTarih: Sal Nis 03, 2007 7:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Bilimsel Açıklama – Ön Deyinin Özellikleri
Bilimin amacı, en geniş anlamıyla evreni anlamaktır. Bilim bu amaca erişmek için de olguları betimleme (= tasvir) ve açıklama yollarına başvurur. Betimlemede olgunun oluşu saptanırken, açıklamada olgunun oluş nedeni ortaya konur. Örnek verecek olursak; bir kış günü yağmurun kara dönüştüğünü izlemek, gözlem sonuçlarını saptamak ve yazıya dökmek bir betimlemedir. Yağmurun kara dönüşmesinin nedenleri nelerdir? şeklinde bir soruyla karşılaşırsak ve nedenini araştırırsak bu da açıklamaya girer.
Açıklama, bilimsel niteliğini birtakım genellemelerle kazanır. “Boşlukta tüm cisimler aynı hızda düşer.” önermesi bu türdendir.
Doğayı bilim yoluyla anlamada ön deyilerin de rolü büyüktür. Ön deyi, olgular arası ilişkilerden yararlanarak henüz olmamış bir olguyu önceden kestirebilmektir. Astronomide de ilk ön deyi Thales tarafından 28 Mayıs 585 tarihli Güneş tutulmasını haber verilmesidir. Görüldüğü üzere; ön deyide amaç doğa güçlerini denetim altına almaktır.

Bilimsel Kuramın Özellikleri
Hipotez ile kuram sözcükleri günlük hayatta birçok kez birbirinin yerine ve yanlış olarak kullanılır. Hipotez; henüz hiç doğrulanmamış ya da yetersiz şekilde doğrulanmış fakat sorunu muhtemelen çözebilecek nitelikteki bir açıklamadır. Kuram ise; hipotezlerin gözlem ve deneyle sınanması, doğrulanıp güvenilir açıklamalara dönüşmesi ve sistemleşmesidir. Am yinede hipotezle kuram arasındaki bu bağıntıya kesin gözüyle bakılmamalıdır. Çünkü bilgi edinme sürecinde hipotezler kurama dönüştüğü gibi, kuramlar da aynı şekilde hipotezsel birimler içerirler. Hipotez belli ve sınırlı bir açıklamadır, kuram ise kapsamlı ve köklü açıklamalardır. Bunu Ptolemaios (Batlamyus)’ un “yer merkezli”, Kopernik’ in “güneş merkezli” kuramlarında görebiliriz.
Görüldüğü gibi kuram, belli bir alana ilişkin genel açıklamalardır. Kuramlar ayrıca gelecekte olacaklarla ilgili ön deyide bulunma olanağı sağlar. Bir kuramın geçerli olması için ise yeni olguların eleştirisine sunularak doğrulanmasına ve uygun bilimsel değişiklikler geçirmesine gerek duyulur. Bu yüzden hiç bir kurama kesin gözüyle bakılmaz. Bilimsel kuramı tanımlayacak olursak: Kuram, bilgi edinme süreci aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemlerle saptanmış olan, iç tutarlılığı bulunan bilgiler ve açıklamalar bütünüdür.

Klâsik Görüşe Yapılan Eleştiriler
• Bilime gereğinden çok değer verilmiş, insan etkinliğinin en yücesi gözüyle bakılmıştır. Bilime farklı yaklaşımdan yana olanlar; bilimin, örneğin toplumun çözemediğini, yaşama bir takım kolaylıklar getirmesine rağmen insan yıkımına dönüştüğünü söylerler.
• Klâsik görüşün “Bazı şeyler henüz bilinmiyorsa, bunun nedeni bilimde yeteri kadar ilerlenmemiş olmasıdır; bilim gelişimini tamamlayınca tğm sorular yanıt bulur.” Anlayışı gerçeği yansıtmaz. Çünkü bilim sürekli gelişmekte ve evrende de bir sürü bilim olabilecek konu bulunmaktadır.
• Bilimler birbirleriyle bağlantılı olabilir ama tüm bilimler de söz gelimi fiziğe indirgenemez. Böyle bir anlayış engelleyicidir.
• Klâsik bilim anlayışında en güvenilir yöntemin “doğrulama yöntemi” olduğu kabul edilir. Çağdaş bilim anlayışında ise “yanlışlama yöntemi”nin daha doğru sonuçlar vereceği savunulur. Bu bağlamda ünlü filozof Karl Popper “Bilimsel bir kuram ya da yaşamın ölçütü onun yanlışlanabilmesinde yatar” der. Örneğin suyun 100 santigrat derecede kaynadığını söylüyor ve bunu bir yasa olarak kabul ediyoruz. Bu iddiayı yanlışlama yöntemiyle yoklarsak; su sadece deniz seviyesinde açık kaplarda 1 atm basınç altındayken 100 santigrat derecede kaynar diyebiliriz.
• Klâsik görüş, bilime “birikimsel bir süreç” olarak bakar. Oysa bazı bilim tarihçileri bilimin “birikimsel bir süreç izlemediğini” söylerler.
• Klâsik görüşe yapılan eleştirilerden birisi de şudur: Bilim, onun oluşmasına katkıda bulunan bilim adamlarının varlığını görmezlikten gelerek incelemez. Çünkü bilim asıl yaratanlar bu bilim adamlarıdır. Oysa öncelikle bu toplumun iç yapısını, dünya görüşlerini, koşullarını vb. incelemek gerekir. Oysa klâsik görüş bunları es geçer.

Bilimsel Bilginin Diğer Bilgi Türleriyle Tamamlanması Gerekliliği
Doğada ve toplumda nesne ve olaylar çeşitlilik gösterdiğinden (canlı, cansız, ruhsal, toplumsal, vb.) bilimsel bilgi de farklı bilgi türlerine (fizik, biyoloji, psikoloji, sosyoloji, vb.) ayrılmıştır. Tümünün ortak amacı inceledikleri doğa ve toplum olaylarının “yasalarını” bulmaktır.
Bilimsel bilginin diğer özelliği de teknolojiye olanak sağlayarak, doğayı ve insanı sınırlı olsa da egemenliği altına alması; onu diğer bilgi türlerinden farklı bir konuma getirmiştir. Bu konum bilimsel bilgiye “güvenilir biricik bilgi”, “en gerçek yol gösterici”, “gelecekte tüm sorunları çözecek bir sihirli değnek” gözüyle bakılmasına yol açmıştır. Fakat bu tür bir yaklaşım, diğer bilgi türlerine yaşama hakkı tanımayan siyasal bir ideolojiye dönüştürür. Ayrıca bu yaklaşım insanın çok yönlü bir varlık olduğu hem de evrenin çok değişik görünümlerinin bulunduğu gerçeğini yadsımaktır.
Doğayı, insanı ve toplumu tanımak için diğer bilgi türlerine de ihtiyaç vardır. Kişi, değişik bilgi türlerinden de yararlanarak yaşamını rahat ve anlamlı biçimde sürdürebilir.

Yaşamla Bilimsel Bilginin İç İçeliği
Bilimsel bilgi, yaşamımızı etkileyen bilgi türlerinin başında gelir. O, bu gücünü öncelikle teknolojiye uygulanabilirliğinden alır. Her gün kullanılan araç ve gereçler (otomobil, uçak, radyo, TV, telefon, bilgisayar, ilâç, nükleer santraller, silâhlar) yaşam ile bilimsel bilginin iç içe olduğunu gösterir. Bunlar bir yandan rahat ve sağlıklı yaşamamızı sağlarken, diğer yandan insanın yer yüzündeki varlığını bile tehlikeye sokabilecek kadar zararlı olabilirler.
Yaşamla bilimsel bilginin iç içeliği, bireyin bilinç düzeyinin oluşumunda da kendini gösterir. Bu bilgi türü, kişiye belli bir düşünme tarzı benimseterek onu, çağının insanı yapar

alıntı

_________________
.. fσяqσттєη ђσpєs вυяιє∂ ιη уσυя ѕσυℓѕ ℓσηєℓу qяανє "

mesai Mr. Green
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
fatma
Moderator
Moderator


Kayıt: Jun 30, 2006
Mesajlar: 12004
Şehir: ankara

MesajTarih: Cum Mar 28, 2008 10:06 am    Mesaj konusu: Re: Bilim Felsefesi Alıntıyla Cevap Gönder

Birçok sosyolog ve antropolog ilkel toplumlarının büyücülerini ilk bilimciler olarak kabul ederler. Ancak insanlık tarihinde bilimin başlangıcı olarak yazınında bulunduğu Mezopotamya ve Mısır uygarlığı kabul edilir. Bu dönemde özellikle geometri, matematik ve astronomi tarımsal üretimin gerek duyduğu bilgileri pratik olarak çözümlemiştir. Başlangıcında bilim pratik amaçlara dayanıyordu, bir de din adamları sınıfına. Yani bilgiler din adamlarının tekelinde bulunuyor bir anlamda ilkel büyücülük sürüyordu. Bölük pörçük bilgiler vardı ama belli bir sistematiği henüz yoktu bilimlerin.

Bilimsel çalışmaların pratik kaygıların ötesine geçişi; Ege uygarlığı ile gerçekleşti. Tam da Felsefenin doğduğu çağa. Bu dönemde matematik, geometri ve astronominin yanına fizik ve biyolojiyi ve simya biçimi ile kimyayı da eklemek olası. Ancak bu dönemin tabiat (doğa) bilimleri önemli metfizik izler taşımaktadır. Thales'in tüm evreni canlı sayması gibi.

Bu dönemde özellikle matematik bilimleri alanında bu günde geçerliliğini koruyan büyük başarılar elde edilmiştir. (Thales teoremi, Pisagor bağıntısı, Öklit Geometrisi, Arşimed yasası gibi)

Orta çağda her alanda olduğu gibi bilim alanında da dinin egemenliğini ve buna bağlı olarak da duraklamayı görürüz. Bilimin temel özelliği olan özgür düşünce ve eleştiri bir yana itilince bilimde iyice metafizik bataklığına sürüklenmiştir.

Hıristiyan orta çağının iyice tutuculaştığı dönemde, yeni din İslamiyet yeni olmanın getirdiği dinamikle bilime biraz daha hoşgörülü bakınca, bilimin merkezi yine orta doğuya kaymıştır. Ancak bu dönem İslam düşünürleri de tıpkı Hıristiyanlığın ilk döneminde olduğu gibi İdealist bir tavırla bilime ve felsefeye yaklaşarak, bir anlamda bir tekrardan öteye geçememişlerdir.

Bilimde ve insanlık tarihinde yenileşme ve ilerleme bir başka bahara kalmıştır.

15. ve 16. yüzyılda Reform ve Rönesans'la başlayan değişim süreci; 17. ve 18. yüzyılda Aydınlanma ile yükselen dinamik olmuş, 19 ve 20 nci yüzyılda sanayileşme ile değişim doruğa varmıştır. İçinde bulunduğumuz 21 inci yüz yıl ise bilimin altın çağı olacakmış gibi görünmektedir.

Kilisenin resmi ideolojisini sarsan ilk bulgular 16 ve 17 yüzyılda astronomiden gelmiştir. İlkçağ düşünürü Batlamyus'un kilise tarafından tanrı söylemine dönüştürülen Dünya merkezli evren anlayışına karşı; Kopernik, Kepler, Bruno ve Galile Güneş merkezli evreni koyunca kızılca kıyamet kopmuştur. Bunun bedeli cezalandırılan bilim adamları tarafından ödeniyor görünse de en büyük bedeli etkisini yitiren metafizik anlayışlar ödemişlerdir.

Astronomiyi fizik ve biyoloji izlemiştir. 18. yüzyılda Newton'la fizik maddenin sakınımı yasasını açıklayarak hiçbir şeyin yoktan var olmadığını ve yok olmayacağını söylerken, Mendelson hem de kilisenin arka bahçesinde doğal olmayan yollardan yapay bezelyeler üretiyordu.

19 uncu yüzyıl insan bilimlerinin yüzyılı oldu. Psikoloji ve Sosyoloji pozitif birer bilim olarak mistik ve metafizikten uzaklaştılar.

20. yüzyıl bilimin dışındaki odaklardan çok kendi içinde hesaplaşması ile geçti. Einstein ve Plank'la Fizik Newton'u aştı.

Günümüz ise kimilerine göre iletişim ve teknolojinin kimilerine göre ise "genom"la biyolojinin çağı; ama daha da önemlisi bilimin altın çağı değil mi?

--------------------------------------------------------------------------------


_________________
''Gözyaşlarında Islanmışım Ya Birkere..
Yağmurlar Bile Islatamaz Artık Beni..''

Fatma
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Bilim ve Felsefe Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevap Tarih
Yeni mesaj yok Amerikalı Erkek Bir Bilim Adamının Ya... fatma Geyik Yazılar 1 Çar Haz 18, 2008 10:32 am Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Ene Ve Bilim fatma Bilim ve Felsefe 0 Pts May 26, 2008 9:53 am Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Bilim Ve Efsane fatma Bilim ve Felsefe 0 Cum Nis 25, 2008 2:49 pm Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Varlık Felsefesi fatma Bilim ve Felsefe 0 Cum Mar 28, 2008 9:51 am Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Bilim Kurgunun Tarihçesi Naughty_89 Tarih ve Sanat 1 Pzr Mar 16, 2008 11:15 pm Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Murphy Yasaları..Zeki Ve Karamsar Bir... fatma Bilim ve Felsefe 0 Sal Mar 04, 2008 8:47 pm Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Bilim Alanında İlk Keşifler fragile Bilim ve Felsefe 0 Pts Şub 18, 2008 12:28 am Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Marquis De Sade'in Ahlak Felsefesi merso Bilim ve Felsefe 0 Sal Şub 12, 2008 2:37 am Son gönderilen mesajlar


E-Kart  Firma Rehberi  Turkey Travel  Tv İzle  Web Tasarım Hizmetleri

Cep Melodileri - E-Kart - Gazete Oku - Turkey Travel - Bandırma Haberleri - Komik Resimler - Firma Rehberi
Sevginehri - Sayfa - Flash Games - İdealsohbet - Dudak Payı - Özlü Sözler - Ah kalbim - Gulsehri - Sizin Siteniz
 

Firma Rehberi      Benim Blog        

Copyright © Aralık 2002 Webmaster - Reklam - Tasarım: Grafdico.Com

XML NEWS  XML FORUMS


Website Statistics