Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Hercai ümitlerimin diline düştüm bu gece
Bıyık altından gülüşen delikanlı bakışlarından ezildim
Ay şefkatsizdi bana yine
Karanlık ninnisiyle cânımdan bezdim. . .
Bir düş geçiyor bezgin yüreğimin yollarından.Aydınlık bir düş hemde,öyle beyaz ve öyle ince. . Karanfil kokusuna henüz doymuş ve daha yeni çocukluktan soyunmuş şık bakışlı bir hâl oturuyor dizlerimin yamacına.İrkiliyorum hafifçe,estirdiği merhabayla.Yüzümü boyuyor çehresine dizilmiş bir çift gün ışığıyla.Bu kadar aydınlığı nereden bulmuştu,yoksun halimi nereden görüp hiç tereddütsüz cânıma komşu olmuştu!?B elliydi,yalnızlığımı o da görüyordu.Karşılık beklemeden kimse böyle okşayamazdı saçımın ak uçlarını ve kimse huzura bulayamazdı ellerimin âyâsını.Konuşmadan söz söylemek,gözlerinin gözlerime lûtfuydu.Hiç susmasın istiyordum,derinime indikçe ben’leşen bu korkusuzluğu/n.Sorgusuz/ca içeri almıştı beni gönül mâhzeninden,cân kırmızısı şaraptı suskunluğu.Sustukça beni bana kavuşturdu,sustukça susturdu. . .
Ne gerçek çizgiler vardı yüzünde.Bazen kibar karanlıklar
,bazen derin yaralar rastlıyordu gözlerimin içine.Ama hepsi de aklanmış birer yâr kanamasıydılar.Üstünden ne çok geçmişti kimbilir en son gülüşünün ve kime neden bu kadar uzun bakmıştı!?Gelmeyecek bir hudut çizmişti,belliydi çünkü keskindi izlerin dili.Sordum önce,öylesi susarak ve lâl lehçesinde dilimin sınırlarını yararak.Baktı,baktı.
Tek bildiği tuzlu denizini içinde oyalamaktı.Ağlamak içten içe bir uğraştı,yanağına öldürülesi darbeleri vuramazdı.O tuzunu hep içine basardı.Belliydi,susmasından ne çok susacak vardı!!
Ben bunları dizerken bakışlarımla hâyâsına,ve anlarken onun dilinden
O şimdi zindanda bir kara’ydı
Çölün omuzlarında bir Zehra
O şimdi bir leylâ’ldi, ömründen ömürsüz kalmış bir âmâ. . .
Süzüyordum hala bakışlarımı üstünde,kusursuzluk serpilmişti her bir zerresine.Alamıyordum gözlerimi güzelliğinin üstünden,hâk edilmemiş bir gezgindim beklide.
Biraz o’nun yüreğinden, biraz kendi suretimden şiirler kekeliyordum bana baktıkça derinden.
Özünde bir ölüm mahallesi barındıran ve sonunda bir avuç toprağa umut diye bakan
‘ölüm,ölüm’ diye dilenirken Hâkk’ından
aslında gencecik sevmelerin avucundan toplanan bu hâl’e
kim ola ki vicdansız kederler dikmiş üstüne,kim
ola ki öyle ‘son’ konuşmuş yüzüne ve leylâ’l etmiş küstürmüş kendine!?
Kim ola ki,bu hâl’i Zehrasız bırakmış kendi müebbetiyle!?
Gezdikçe bedeninin yorgun seferinde,ellerine ilişti gözlerim.Elleri ki,tutulmadık halinden belli,daha temiz daha ana sütüyle kınalanmışcasına kirli bir el’e suretsiz.Kendinden temiz beklentiler sunmuş durgun suların ağzına,besmelesiz varmamış hiçbir kapıya.Belli ki
şükür niyetinde durmuş yolların yamacında.O elleriyle semâya dualar yollamış,secdeyi okşamış,kalbin üstünde selâlar okutmuş.Elleriyle
dudaklarının kıvrımında bürünen tatlı gülüşünü herkesten saklamış.Cânım ellerine parmak ucu şefkatinde nemli bir öpüş kondurdum bir eyvAllah izbesiyle. . .
Kaç ay’a kaç yıl’a sığdırabilirim diye düşündüm bu kendim’i!?.Zehra yüzüne kaç kez baksam doyarım diye düşündüm ve kaç kez sussam içime doldurabilirim diye bir ölçtüm!?Bildiğim,o’nsuz kalamayacağımı anladığımdı.Ama gözlerimi açtığımda
birden kaybolacaktı. . .
İstediğim,unutmasaydı inşallah geldiğinin niyetini
Ve unutmasaydı giderken varacağım hâl’i.
Bir söz uğurladım ona bakışımın ucuyla
Öyle güzel susuyordu ki,bozmadan bana düğümlediği o huzur’u
Şöyle dedim,gârip bir umutla. .
Gönlüm solup da kuruyunca
Aklım yorulup da terk’i boylayınca
Ellerim semâdan inmez olunca
Gözlerim tuzlu topraklara doyunca
Yüzüm yere düşüp de turâb olunca
Beni unut’ama!!!
Duruldu birden zaman,dünya duruldu.Her şey biz’e biz gibi sustu.Fecr vaktinden bir ezân sesi duyuldu,duruldu hülyam, hâl’im sustu. . .Hani,nerede bal tadındaki kâhrım,hani nerede avazım!?
Düşüm bitmesin daha n’olur,daha o’nun başındayım.Şimdi buradaydı,yanı başımda.Az önce susuyordu bana ve en son ellerine aş/ı/k dilinden nâmeler çiseliyordum avuçlarımla.
Bitmemişti daha,bitmemeliydi. . .
Artık gözlerim direnemiyordu açılmaya,bir hülya bu kadar kısa
ama bir o kadar tadı damağımda bırakamazdı beni oysa.
Doğruldum ,kıvrıldığım uykumun bereketinden.Yüzümden huzur hevesli damlalar iniyordu birer birer.Kalbim feyz içinde bir muhabbetle ismine uyak düşülüyordu.
Uyanışım tamamlanıyordu. . .
Zehra bakışına kurban edildi gözlerim,korkmasın cellâdı değil hiçbir zerremin.Ölüm hayli çoktur soyumda,ilk değil birkaç dakikalık rüyada ezilişim.
Leylâ’l duruşuna yumdu beni,içine bin bir çiçek doğurmuş bahçelerin içinde gezdirdi felâketimi.Bana huzur ezgisinden sesler sundu,susmanın bereketini kirpikleriyle gözlerime tutturdu.Cür’etim sanadır ‘eyy’ denilecek kadar sevgi fısıldayan yâr,gamzene bıraktığın o son gülşeni ben aldım,yüzümde saklı duvarlar besleyen hüznüme sardım.Ezel bezminde bir duaya sığdırdım sana olan minnetimi,al veriyorum bendeki bütün giz’ini.Çünkü sen bende ifşâ olundun,istemem gâyrisini. . .
Zehra bakışın,leylâ’l duruşun
Ve bana hep susuşun
Ömrümün yanı başında küskünlüğe küsüşün
Sen yüreğimin ateşinde bir külsün
Yandıkça doğar, doğdukça büyürsün
Sen hâyy ile gelmiş
Hû ile götürülmüşsün. . .
eyvAllah benim Zehra kıymetinde gülüşüm. .
eyvAllah. . .
ZeyneB ÖzgE _________________ şifrenizi almak için iletişim kurabilirsiniz....
Tarih: Sal May 20, 2008 1:25 pm Mesaj konusu: Re: Leyla'l Gülüşüm,Kıymet/l/im. .
çok güzel yazıydı propet
teşekkürler _________________ yağmur bugün öylesine içliydiki,
istiyor sandım, başka bir alemde ikimizi..
damlaları öylesine hüzünlüydüki
istiyor sandım, ayırmak bizden birbirimizi..
baslarken bu sözCük zaten aysının gsel oldugunu hissedirebilior..
Çok beendim..
tskler PropeT.. _________________ Ama gitme..
Daha saat Hoşça/kaL'ı göstermedi ßitmee!
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız