Kayıt: May 24, 2006 Mesajlar: 19705 Şehir: İstanbul
Tarih: Çar Mar 05, 2008 5:39 pm Mesaj konusu: Barış Dalkılıç - Natalie'nın Ağıdı
Natalie'nın Ağıdı
-I-
�Kasabanın ortasında , o fener aydınlığında
Adım adım gezdiğim o günler ardında
Natalia�nın esmer yüzü gezinirdi sanki
Bakışlarının ebruli ezgisi
Natalia güzden bile güzeldi, sanki kır kokardı
Medcezir vurgun yelini açardı
Natalia o geceler iğde kokardı.�
Natalia�yı tanıdığım gündü bu.Natalia sessizdi,iğde kokardı.Uzun boynuna asılı yıllar çok gençti. Aşksız ve tanrısızdı Natalia. Yine de solgun bir yüzü vardı; aynada sokaklara saçtığı bir sessizlik. İlk gördüğümde Natalia�yı o solgun acısını bıraktı; evinden taşımıştı belki kimbilir ya da içinde düğümlenen bir acının kentinden. Yine de yürümek istiyordu Natalia, yürüyüp dağlara erişmek, güneşi sıkmak avuçlarıyla, gözleriyle denizi okşamak ,yeryüzüne ve gökyüzüne kök salmak istiyordu Natalia. Natalia�yı orda sevdim ben; gökyüzünün ve yeryüzünün ortasında...
-II-
Sonsuz zaman içre bir yola çıktım
Sonsuzluğa uzanan bir yel değirmeni
Bir rüzgar gibi belki
Son bir yolculuk demiştim
Adını bilmediğim bir kentin
En kuytu karanlığında beni bekleyen
Masalsız bir çocuk gibi ölmek istemezdim
�Gezgin bir derviş olmak, herkesin söylediği bir yere
varmak. O zamanlar anlatılan şeyleri kafamda
büyütmüştüm belki. Bir yer var diyorlardı: İçinde
yoklukları varsıl yapan, meczupları iyileştiren ve
geceye ilham veren . Bir şey var diyordum bende.
Herkesin anlattığı ama herkesin zamansız yakalandığı
bir hastalık gibi. Kimi zaman şifa kimi zaman dert
veren bir şeydi söyledikleri. Bir yer var diyordum
:benim görmediğim iğdelerle kaplı bir yer.�
Yürürdüm
İzini sürerdim bir kentin
İğdeler kaplı gecenin.
�Bir ses işitti yolum, o uzun gecede. Acılarla sevinçlerle yüzümü yıkadım. Geceydi,ormanın sessizliği, Geceydi , iğdelerin kokusu, göğsümü kanatan ve beni yeni rüzgarlara doğru bir yola koyan. Hınçla savurduğum sisli bir gece. Şimdi neredeydi Natalie, onun yürek burkan iğde sesi. Kaybolmayı arzulayan bir sihir gibi. Ve belki binlerce yıl sonra ; ansızın zamandan bana uzanacak o iğde nefesi. Dudakları bana dokunsa;titrek bir alev ürkekliği. Sesim ve buruk bir şarkıyı söyleyen Natalie..."
-IV-
Düşledim ben yine de senin yüzünü
Sararan bir resme benzeyen
Gözleri yorulmuş bir çocuk gibi
Dinginliği ateşlerde geçen
Sabahın bir vakti Natalie
Seni görmek
Sana dokunmak için
Yeğnik kalbimde ayrılık
Sana doğuyordum.
Senden sıcak bir haber bekliyorum şimdi Natalie, yorulmuş ayaklarıma bir sığınak, uykusuz gözlerimde yanacak bir ateş belki de. Seninle gezgin olmak, seninle ateşlerde yürümek ve seninle uyanmak için.Sana uzak diyarlardan gel demiyorum, uzak dağ bakışlarındaki uçan kartaldan bir haber bekliyorum. Kararınca gökyüzü ve yıkanınca sisler içindeki iğdeler, ben hep yolunu gözlüyorum, Natalie senden sıcak bir haber bekliyorum.
Natalie ıssız gecelerin ateşiydi
Koynuma işlenmiş bir siperdi
Gurbette kaldığım şu yıllar yılının
Tek bahçesi,tek erik ağacı ve zerdalisi
O yağmur saatleri ,Natalie ıslak yollara bakardı
Yanağıma gül konardı,Natalie iğde kokardı
Sessizdi Natalie,konuşmayınca konuşmak onu rahatsız
etmezdi. Tanışdığımız gece sabaha dek yağmurla
geçmişti. Şimdi kaldığım her yağmurda onun o gezgin
hali,gözlerimden hiç silemediği hali. Oturduk sonra
çay içtik. İğde açtım,yaz açtım.
-VI-
Sonsuz zaman içre bir yola çıktım
Sonsuzluğa uzanan bir yel değirmeni
Bir rüzgar gibi belki
Son bir yolculuk demiştim
Adını bilmediğim bir kentin
En kuytu karanlığında beni bekleyen
Masalsız bir çocuk gibi ölmek istemezdim
�Gezgin bir derviş olmak, herkesin söylediği bir yere
varmak. O zamanlar anlatılan şeyleri kafamda
büyütmüştüm belki. Bir yer var diyorlardı: İçinde
yoklukları varsıl yapan, meczupları iyileştiren ve
geceye ilham veren . Bir şey var diyordum bende.
Herkesin anlattığı ama herkesin zamansız yakalandığı
bir hastalık gibi. Kimi zaman şifa kimi zaman dert
veren bir şeydi söyledikleri. Bir yer var diyordum
:benim görmediğim iğdelerle kaplı bir yer.�
-VII-
Geceydi yola çıktığımda
Yıldızlar uzaktı
Geceydi kuşlar uyurken
Ben hiç kimsesizken
Yürürdüm
İzini sürerdim bir kentin
İğdeler kaplı gecenin
"Yol uzun bir zamandı. Yol acılar ve sevinçler
kaplıydı. Geceydi,, kulağımda bir uğultu çınlıyordu
durmadan. Ormanın kalabalığında bir ses işitiyor ve
kaybediyordum. İğdeler diyordum, sessizce iğdeler.
Sanki bir yerlere kendini gizlemişti. Sanki sihirli
bir şey gibi uzaktan seslenip giderdi.. Geceydi hiç
böyle ısınmamış hiç bu kadar üşümemiştim. Gün
doğuyordu işte bulamadım. Gece bitti sonra bir gece
daha ve niceleri. Arayıp durdum yine de iğdeleri."
-VIII-
Bir gece yarısı uyandım
Ateşler ve düşler içinde
Güneşsiz geçen yılların ardından
Sonsuz bir boşluk kapladı içimi
Sonsuz bir ölümü arzuladım
İğdeler aklımda olmasa
Kim bilir neler yapardım.
�Beni çaresiz ve umutsuz bir meczup sanma Natalie.
Bilmiyorum olduğumdan gayrısını. Her şey senle geçen o
zamanlarda kaldı. Sanki yaşamım bir tek o an gibi.
Sanki başka hiçbir zaman olmayacakmışım gibi.
Duyuyorum rüzgarda sesini, duyuyorum inan acılardan
sıyrıl diyen sesini. Sen işitmiyorsun beni. Seni
seviyorum ve iğdeleri.�
-IX-
Her şeyden usandım Natalie
Ne kentler ne iğdeler
Ne boşluklar
Ne anlam yüklü yolculuklar
Her şeyden usandım
Unut diyorsun kaç geceden beri bana
Unut aşkı
Yankılanıp duruyor rüzgarda hep sesin
Aşk bir çocuğun utangaç yüzü
Aşk bir çocuğun solgunluğu
Unutamıyorum Natalie
Utangaç ve soluk yüzlü
İğdeleri ve seni.
�İğdeler kokmuyor kaç gecedir. Kaç gecedir sokaklara
çıkıp dönüyorum öylesine. Natalie soğuk kış geceleri
bana iğdeler getirir, öpüşler sunardı,hep aklımda bu.
Anlatamıyorum Natalie . Sensiz zaman susuz bir yaz.
Sensiz zaman kuşların çığlığı iğdesiz ağaçlarda,
sonsuz bir zaman gibi.�
BARIS DALKILIC _________________ Kavgasını verdiğim, yüreğim kan revan olup vazgeçmediğimsin..
Tek'sin...Sonsuza dek'sin..Soluk almak, yorulmak, gülümsemeksin...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız