15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.
En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde İncil 'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.
Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.
İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaktadır.
Ümit baktım eklememişsin ekleyeyim dedim
_________________
_____________________________________
Ya ver bana mihnetimce tâkat, Ya tâkatım olduğunca mihnet...
İyi yapmışsın annecim İlk kez okudum bunu ben çok ilginç gelmişti mailde şimcikte öle geldi tabiki Yok yapmorum ben bi daha 1 Nian şakası falan Tşk'ler anniş muahh _________________
ben o gün mutlaka birine şaka yapmayı İSTERDİM. ama bunu okuduktan sonra artık yapmam heralde. _________________
__________________________________________________________
Gece sana sarılıp yatmadan
Sabaha senle uyanmadan
Senden bebeğim olmadan
Allah'ım canımı olmasın
Bu deli gönül sana doymadan
Büyük aşkı senle yaşamadan
Bir ömür beraber yaşlanmadan
Allah'ım canımı almasın
Kayıt: Oct 15, 2005 Mesajlar: 6253 Şehir: İstanbul
Tarih: Sal Haz 10, 2008 8:10 am Mesaj konusu: Re: 1 Nisanın Şakasının Tarihçesi
zaten anlamsız bulduğum bir gündü bana hep saçma gelmiştir. Bu yazıyı okuduktan sonra kutlayanlarıda engelliyorum _________________ Babam, babam
Artık çok geç zaman.
Babam, babam
Kokun, gizli sevdam...
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız