Kayıt: Sep 14, 2005 Mesajlar: 11758 Şehir: istanbul
Tarih: Sal Arl 11, 2007 1:15 am Mesaj konusu: Abana - Kastamonu
ABANA
İlk yerleşim yeri Hacıveli'dir (Aeginetes). Hacıveli, bugünkü Abana'yı
da içine alıyordu. Ezine Çayı'nın adı da Aeginetes'ti. Abana büyümeye
başlayınca Apana olarak haritalardaki yerini aldı. Bölgemiz Türklere
geçince Apana adı Abanaya dönüşüyor (ama Batı kaynaklarında daha
uzun yüzyıllar Apana olarak kalıyor). Apana'nın psi, Türkçeye aktarılırken
bye dönüştürülerek yumuşatılmış. Osmanlı kaynaklarında Sinop kentinin
adı da Sinob olarak geçer.
Abonou Teikhos, Abana'nın değil, İnebolu’nun (Ionopolis'ten
önceki) adıdır.
Dünyada yerleşim yeri olarak 15'ten çok Abana adına rastladık.
Bunlardan ikisi Türkiye’de (Türkiye’deki öteki, Sivas-Suşehri İlçesi’nin
Akıncılar Bucağı’na bağlı Göllüce Köyü’nün eski adıdır), ikisi Kamerun’da
(Afrika), ikisi Angola’da (Afrika), biri Kongo’da (Afrika), biri Gabon’da
(Afrika), biri Nijerya’da (Afrika), biri Japonya’da, biri Ürdün’de, biri
Suriye'de, biri Kanada’da, Biri Grönland'ta, biri Tunus’tadır (Afika).
Havana Eyaleti’nin (Küba) eski adı Abana’dır. Kimi dillerde (örneğin
Yunanca) Başkent Havananın adı bugün de Abanadır.
Elimizde Abana’ya ilişkin İkçağ’dan kalma (Korintos sütunu da
içinde) 4-5 mimarlık yapıtı ve Geç Bizans’tan kalma vaftiz teknesi var.
Ayrıca Kastamonu Müzesi’nde Hacıveli’den çıkma kanatlı at başı;
Yeşilyuva ve Çayırcık’tan testi, tas-tabak var.
1924 değişimi öncesinde Abana, Bozkurt, Yakaören ve
Çatalzeytin'de de azınlık var. 1900 dolayında doğanlar bu azınlıkları tanıyor.
Ama 1899 (H 1317) Kastamonu Salnamesi’ne bakarsak o yıl Abana’da
(Çatalzeytin ve Bozkurt'u da içine alan 84 muhtarlığın tümü) Rum ve Ermeni
yok (sayılanların tümü İslam). Anlaşılan buralarda oturan Rum ve Ermeniler
sayımlarda İnebolu’da gösteriliyor. Kıyıdan içerdeki azınlıklar daha önce
göçmüş olabilir. Örneğin, 1903 Göynükler doğumlu Hasan İnce, Köylerinde
yaşayan Ermenilerin torunlarıyla İstanbul'da karşılaşıyor.
1924 değişiminde İnebolu’dan Yunanistan’a 2.000 Pontuslu Rum
göçer.
Fatih, Trabzon Rum İmparatorluğu’nu ortadan kaldırdı (1461).
Sonrasında Gedik Ahmet Paşa Kırım’ı da alınca (1475) Karadeniz bir Türk
gölü durumuna geldi. Kıyılarımızdaki gemi geçişini güvence altına almak ve
Osmanlı Donanması’nın halat, sicim, kereste gibi birçok gereksinimini
sağlamak amacıyla Abana’ya da Türk denizciler yerleştirildi. Örneğin
Kırıkoğulları Abana’ya Kırım’dan geldi. O zaman Abana düzlüğü
oluşmadığından Yukarı Abana’ya doğru yerleşilir. Kendileriyle söyleştiğimiz
Aşağı Abana’da oturan yaşlıların çoğu, Yukarı Abana’dan taşındıklarını,
deniz azınca kıyıya savrulan suların Nuri Ahmet’in (Yeğin, 1887) dükkânının
5-6 metre yakınındaki çeşmeye dek geldiğini söylüyor. 1924 doğumlu Hayri
Aydemir, denizden gelen bu suyun köpüğünün ark içinde Paşa Çeşmesi’ne
(bugünkü akaryakıt istasyonu karşısı) dek dalgalandığını; 1940 doğumlu Nahit
Demirel bile, bu köpüğün Nuri Ahmet'in dükkânının önündeki çeşmeye dek
vardığını ve azgın denizin Ahçı Hüseyin’in (Özden, 1920) dükkânının
bahçesine (Yenicami’nin 15 metre güneyi) kum yığdığını belirtiyor.
100 yıl önce Abana önündeki düzlüğün eni (arkasına yaslandığı dağ
eteği ile deniz arası) yaklaşık 100 metreyken, Harmason’daki en az 400 yıllık
çınarların dağ eteğine uzaklığı 200 metredir. Ezine Çayı’nın Bayramgazi’ye
dek koy olduğu dönemde bile Harmason önünde küçük bir düzlük (dağ
eteğinden denize doğru boyu 300 metreye ulaşan bir yarımada) var. Bunun
nedeni, Harmason’da, çınarların 60 m kadar deniz yönünde, zamanla kumlar
altında kaybolan bir kayalığın varlığıdır.
1930-1960 yılları arasında Abana düzlüğünün büyümesi çok hızlandı.
Zaman zaman denizde topuk oluşur, topuk önce adaya, sonra da yarımadaya
dönüşürdü. Yarımadanın Çayağzı'ndan bugünkü liman yakınlarına dek ulaştığı
olur, kıyı gemicilerimizin işi zorlaşırdı. Sonra bu yarımadanın içi dolar ve
düzlük denize doğru genişlerdi. Bu oluşum hemen her yıl yaşanırdı.
Abana düzlüğünün hızlı büyümesinin başlıca nedeni, o dönemde
ormanların hızlı kesimi yüzündendir. Orman kesimi başlıca iki nedenle
hızlanmıştı: 1- Patates ekimi için ormanlıkların tarlaya dönüştürülmesi. 2-
Zonguldak kömür bölgesine maden direği sağlanması.
Yalnızca patates ve maden direği değildir neden. 2. Dünya Savaşı'nın
kıtlık yılları ve sonrasında her tür yiyecek yetiştirilmesi için ekilebilecek
yerler alabildiğine genişletildi. 1950'lerde başlayan yoğun göçler nedeniyle
köylerdeki tarlalar yeniden ormana dönüşmeye başladı. Abana içinde bile bu
oluşum yaşandı.
Ormanların kesilmesi sonucunda Ezine Çayı yalnızca kum-çalık-toprak
değil; kargalak (çay-deniz odunu) da taşırdı.
Abana Merkez'de oturanlar yakacağa para vermezdi. Ezine Çayı'nın
oluşturduğu sel, çok odun (ve taş- toprak) getirirdi Abana kıyılarına. Abana’nın
tek yakacağı kargalaktı. Çayın getirdiği selin ardından deniz kıyıları
kargalak dolardı. Herkes deniz kıyısına dolar, tonlarca kargalak tutardı. Eşek-
katır sırtında odun satan köylüler çok seyrek görünürdü. Abana içinde oturan
sıradan aileler 1970’lere dek odun satın almazdı (tuttukları kargalak yeterdi).
Bugün Abana düzlüğü büyümediği gibi, zaman zaman azgın
Karadeniz dalgalarının konutlara ve karayoluna zarar vermesi, düzlüğün
küçüldüğü izlenimini de veriyor. Bunun dedeni de, geçim nedeniyle köylerin
boşalması sonucu tarlaların yeniden ormana dönüşmesiyle yukardan kum-çakıl
gelmemesidir. Balıkçı barınağının yanlış yere yapılması, Bozkurt'un, çay
içine setler yapıp aşağıya kum-çakıl geçirmemesi de ayrı nedenlerdir.
Günümüzden 7.500 yıl önce Karadeniz bir göl durumundaydı ve deniz
düzeyi bugünkünden 170 m alçaktaydı. Abana önlerinde Karadeniz’e doğru 60
km’yi aşkın bir düzlük vardı. Buzulların hızlı erimesi sonucu çoğalan sular
Akdeniz'den Karadeniz'e doldu (İstanbul Boğazı açıldı) ve bu düzlük sular
altında kaldı. Bu duruma göre, Hacıveli açıklarında deniz altında bir yerleşim
yeri (kent) bulunduğu söylencesi güncelliğini koruyor (Hacıveli’de, denizden
çıkarılan büyük bir sütun var. Denizde böyle birçok sütunun görüldüğü
söyleniyor). Hacıveli açıklarında bir kentin bulunması Abana tarihi’ni en az
İÖ 6.000 yılından başlatacak.1951'e dek Harmason Konakören'e (Toza) bağlıydı.
Konakörenlilerin çoğu Abana ile değil, Yakaören (İlişi) ile işbirliği
içinde olmuştur. Büyük kereste tüccarı olan Konakörenli Musareisler'in
(Acenta Mehmet Ali Geriş'in atasoyu) Yakaören'in kalkınmasında büyük payı
var. 20. yy'ın başlarında Yakaören'deki bir okula da adları verilmiş (Musareis
İptidai Mektebi). Harmasonlu Nuri Ahmet (Yeğin, 1887) bile ilk dükkânını
Yakaören'de açmış. Bugün Bozkurt'ta bile işyeri bulunan Konakörenliler var
(örneğin Kotman soyadlılar).Kanakörenlilerin Abana'ya soğuk bakmalarının başlıca nedeni,
Abanalıların geçmişteki davranışlarından kaynaklanabilir. Yukarı Abanalıyı
bile çarşıya sokmak istemeyen Abanalının Konakörenliye hoşgörüyle bakması
düşünülemez. Ayrıca Konakören, Yakaören'e daha yakındır. Sel nedeniyle
Ezine Çayı'nın geçit vermemesi de ayrı bir nedendir (bugünkü köprü 1971'de
tamamlandı. Ondan önceki tahta köprüleri sık sık sel alırdı).
Abana’ya 1500’lü yıllarda geldiklerini varsaydığımız ilk Türk ailesi
Keşeplioğulları’nın Harmason’a değil de Abana ve Bozkurt’a
yerleşmelerini Harmason’daki azınlıkların varlığına bağlıyoruz. Ayrıca
Harmason’la Abana’nın arası uzaktır. Keşeplioğulları’nın Abana’daki evi
Paşa Çeşmesi’nin 150 metre güneybatısında, deniz kıyısındadır (o zaman
bugünkü akaryakıt istasyonunun yeri, Zeytinlik, sanayi çarşısı ve bugünkü
futbol alanı tümüyle denizdir). Keşeplioğulları’nın deniz kıyısındaki eviyle
Harmason arasındaki 1 km’ye yakın alan tümüyle denizdir. Harmason’a
karadan gitmek için Bozkurt yukarılarından dolaşmak gerekir. Fırtınalı
havalarda gemiler Kirse Kayası’na bağlanır.
1952’de Abana’nın (Çatalzeytin’le beraber) 74 köyü vardı.1954’te siyasal nedenlerle köy yapılan Abana, Anayasa Mahkemesi kararı sonucu 1967’de bucak; 1968’de de yeniden ilçe oldu. Bugün 10 köyü bulunan Abana İlçesi’nin 33 km2 alanı ve 7’si doğal kumsal olmak üzere 11
km uzunluğunda deniz kıyısı var. Abana İlçesi'nin en yüksek yeri 300 m'dir.
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
_________________
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
_____________________________________
Ya ver bana mihnetimce tâkat, Ya tâkatım olduğunca mihnet...
En son merso tarafından Sal Arl 11, 2007 1:24 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kayıt: Oct 15, 2005 Mesajlar: 6385 Şehir: İstanbul
Tarih: Çar Mar 12, 2008 1:41 pm Mesaj konusu: Re: Abana - Kastamonu
Bilgiler ve resimler harika,
resimlere bakınca tatile çok ihtiyacım olduğunu daha iyi anladım..
Ellerinize sağlık merso ve hayal_t _________________ Babam, babam
Artık çok geç zaman.
Babam, babam
Kokun, gizli sevdam...
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Tarih: Pzr Ekm 05, 2008 11:27 am Mesaj konusu: Re: Abana - Kastamonu
o kadar yakınındayım yazları hiç fırsatım olmadı gitmeye
bir gün olur heralde
teşekkürler _________________
Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
Ben yoluma devam ederim
Bitmemiş bir şiirin ortasında...
_________________
Onlar, delikanlı çağında, millet ve vatan aşkıyla ellerine silah aldılar. Hepsi birer ana kuzusuydu ama tüfek kuşanıp da, bölücü kurşunlarına karşı göğüslerini siper ederken arslan kesildiler. Damarlarındaki kan “deli” gibi akarken tek düşünceleri vardı: Bin yıllık Türk yurdunu bölmek isteyen gafillere karşı durmak! Albayrağın gölgesinde nöbet tutarken can verip şehitlik mertebesine eriştiler!!!
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız