Kayıt: Oct 15, 2005 Mesajlar: 6378 Şehir: İstanbul
Tarih: Cmt Nis 08, 2006 8:45 am Mesaj konusu: Tac Mahal - Büyük Bir Aşk Abidesi
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
TAC MAHAL
-Geç Şehzade 16 yaşındadır.Günlerden bir gün ünlü Türk komutanı Asaf Hanı'ın güzeller güzeli kızı Ercümend Banu ile göz göze gelir.Aklı başından gider.Bir sevda bulutu sarar her yanını.
Kız çok güzeldir.Duygulu ve zekidir.İyilik severdir.Müminedir.Ama bir yaş büyüktür ondan.
Derler ki aşkın yaşı olmaz....
İki yürek birbiri için çarpmaya başlar.Murada ermek için 5 yıl beklerler.Dillere destan bir düğünle vuslat köprüsünden geçerler.
Şehzade cihangirdir.İyi yetişmiş bir devlet adamıdır.Üstüne üstlük hassas ruhlu bir sanatkardır.
Otuzdört yaşına geldiğinde Hindistan Türk İmparatorluğunun başına geçer.Ona Şah-ı Cihan derler.
Dünyadaki tüm güzellikleri kendisinde toplamış olan Ercümend Banu'ya da Mümtaz Mahal adını koyarlar.
Aradan yıllar geçer.Mümtaz Mahal,Şah-ı Cihan'a tam 14 evlat verir.Ama takdir-i ilahidir ki,14.çocukta Rabbine kavuşur.
Şah-ı Cihan'ın dünyası kararır.Odasına kapanır.8 gün boyunca yemekten içmekten kesilir.9.gün kapısını açıp,dışarı çıkar.Görülür ki; Şah-ı Cihan çökmüş,saçları bembeyaz olmuştur.Suskundur.
Nihayet bir gün emreder:"Haber salına ...Cihanın en ünlü mimarları buraya gele.." Hindistan'ın ,Türkistan'ın,İran'ın,Frengistan'ın ve Diyar-ı Rum'un mimarları Taç şehri Agra'da toplanır.
Şah-ı Cihan söyler:"Öyle bir bina eyleye siniz ki kıyamete kadar aşkımı anlata..."
Mimarlar başlarlar çalışmaya.Her biri düşündeki binayı küçük maket halinde Şah-ı Cihan'a takdim eylerler.Şah-ı Cihan Mimar Sinan'ın talebesi Mehmet İsa Çelebi'nin maketini görünce der ki:"Mimarağa aşkımızı dile getirmiş.Tez bina eyleye.Her dileği yerine getirile..."
İsa Çelebi, Semerkandlı Muhammed Şerif'i kendisine yardımcı alır.Kubbe için İstanbul'dan Sinan'ın talebesi İsmail Çelebi'yi,yazılar için Hattat Settar Efendi'yi getirtir.Tuğlaları Şirazlı Emanet Han'a yaptırtır.Mermerleri Ağralı Mehmet Hanif'e oydurtur.
Ve inşa 22 yıl sürer.30 milyon Rupi harcanır.
Eser 1652'de tamamlandığında Şah-ı Cihan memnun mesrur der ki:"Rabbime şükürler olsun.Dünya gözüyle bunu da gördük.Artık kıyamete kadar.Şah-ı Cihan'ın Mümtaz Mahal'e olan aşkı dilden dile dolaşacaktır."
Derler ki:"Şah-ı Cihan ölünceye dek Agradaki sarayın melul ve mahzun gözlerle Mümtaz Mahal'ın türbesini seyretti ve öldüğünde Mümtaz Mahal'in yanıbaşına defnedildi.Şimdi yanyana beraber yatarlar."
Aşkın ve vefanın yeryüzünde en muhteşem abidesi olan bu yapıya Tac Mahal derler.
Beyaz damarsız şeffaf mermerdendir.Gün doğarken pembeleşir,öğleyin beyazlaşır, akşam sarı güle ve gece mehtaba bürünür.
Kubbesi Türk'lere has inci kubbedir.Altında Kur'an okunduğunda 7 defa yankılanır.
4 minaresi ve 4 tane taç kapısı vardır.Abidenin dört yanında Ya-sin suresi'nin tamamı eşsiz bir sanatkarlıkla yazılmıştır.İstanbul'lu Settar Efendi'nin eseri olan bu yazı,mermere o şekilde oyulmuştur ki, kabartma gibi görünür.Uzaktan bakıldığında 30m.yükseklikte satırlar da,zemine yakın satırlar da aynı şekilde ayarlanmıştır.Hattat,harfleri yükseldikçe büyütmüştür.
Taç Mahal'in mermer duvarında yüzbinlerce akik,sedef, yemeni, yeşim,firuze, zeberced, gökyakut, sarı yakut,beş pırlanta ve 50 tane gayet iri inci gömülmüştür.Duvarlar,mücevherden bir çiçek bahçesidir.
Ak mermer Kubbesi ve 4 minaresi havuza akseden hayali ile TAC MAHAL uhrevi bir sevda türküsüdür sanki.... _________________ Babam, babam
Artık çok geç zaman.
Babam, babam
Kokun, gizli sevdam...
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Kayıt: Jan 14, 2006 Mesajlar: 3287 Şehir: Susam Sokağı:):):)
Tarih: Cmt Nis 08, 2006 6:19 pm Mesaj konusu:
tabi o zaman ki aşklar aşkmış ya şimdiki gibi değil eline sağlık güzel yazı _________________ Z’amansız bir siyahtım…
S’oyundum…
Gökkuşağını giydir bana
Yahut mavi denizleri
“Şiir” ol…
Kurtar beni…
Kayıt: Oct 15, 2005 Mesajlar: 6378 Şehir: İstanbul
Tarih: Pts Nis 10, 2006 2:04 pm Mesaj konusu:
kontess demiş ki:
tabi o zaman ki aşklar aşkmış ya şimdiki gibi değil eline sağlık güzel yazı
Çok haklısınız şimdiki aşklar çıkar ilişkisine dönmüş.Böyle sevgi bulmak çok zor... _________________ Babam, babam
Artık çok geç zaman.
Babam, babam
Kokun, gizli sevdam...
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Kayıt: Oct 15, 2005 Mesajlar: 6378 Şehir: İstanbul
Tarih: Sal May 30, 2006 7:39 am Mesaj konusu:
Çok teşekkür ederim arkadaşlar beğenmenize sevindim. _________________ Babam, babam
Artık çok geç zaman.
Babam, babam
Kokun, gizli sevdam...
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız