Tarih: Pts Ağu 18, 2008 8:04 am Mesaj konusu: 21. Yüzyılda Tarhuncu Ahmet Paşa Ve Haramzade Çekişmesi
Tarih bir umrandır; bilen ve tarihin kıymetini anlayabilenler için. Kimilerine göre kronolojik olaylar zinciri gibi gelse de tarih; Cemil Meriç’in ifadesiyle “kronoloji, aptalların tarihidir” sözünü hatırlatmak gelir içimizden, tarihi kronoloji olarak görenlere. Tarihsel verilerin sıralanması bir anlam ifade etmez. 1453’ü önemli kılan, 1-4-5-3’ün yan yana gelmesi değil o sayıların ifade ettiği zaman diliminde cereyan eden o büyük zafer “Feth-i Konstantindir”.1881’i önemli kılan iki sekizin yan yana gelmesi değil; bir dünya liderinin bu tarihte doğmuş olmasıdır. İnsanlar niçin hataları tekrar ederler sorusunun cevabı da burada yatar aslında. Çünkü geçmiş onlar için yan yana gelmiş sayıların ifade ettiği bir kronolojidir sadece. Kronolojinin arkasında gerçekleri görememek kör etmiştir insanlarımızı. Ve Üstad bu yüzden aptalların tarihi ilan etmiştir kronolojiyi. İşte bu yüzden bir çok önemli olay ve olayın sonucu bir bir unutulmuş ve her bir tarihi gerçek, kronoloji denizinde kaybolan yitik elmaslara dönmüştür. Denize düşen elması bulmaksa yine tarihe bilim olarak sahip çıkan geçmiş zaman dalgıçlarına kalmıştır artık.
Tarihle iştigali meslek belleyenlerden biri olarak bende, işim diyerek sarıldım dört elle. Çıkarmak ve hatırlamak için bu kaybolan ve unutulan elmaslardan birini gün yüzüne. Ola ki birilerinin dikkatini çeker ve belki bir gün işine yarar düşüncesiyle.
Tarih; 1653. Nedir 1-6-5-3’ü bu kadar öneli kılan şey diye sorarsa birileri? Anlatmaya nerden başlasam bilmem ki derim yarı çekingen, yarı ciddi. IV Mehmet padişah olmuştur. Ve kendine güvenilir bir devlet adamı arar. İş çetindir, bir o kadar da kıdemli. Sadaret’e gelmek bir ayrı marifettir. Gitmek ise bir kelle gerektirir. O kelle ise genellikle sadarettekinindir. Kimi sadrazam ihanet etmekle verilmiştir kelleler kimi zaman devleti her şeyin üstünde tutan vatan ve millet sevgisi yüzünden. Vatanını seveni milletini seven nasıl olurda kelle verir? Diye gelir akıllara hemen. İşte bahsedeceğimiz olayda bununla alakalıdır. IV Mehmet aradığını bulmuştur. Tarhuncu Ahmet Paşa bu görev için biçilmiş kaftandır. Ne malda mülkte gözü vardır. Ne de makamda mevkide. Aslında bu özelliği sadrazam yapmıştır onu hem tokgözlü hem de mütevazıdır. Tarhuncu Ahmet paşa. Hani az dilde dökmemişlerdir onu sadrazam yapmak için.
Neyse efendim…Sözü uzatmadan nihayetinde Tarhuncu sadrazam olmuştur olmasına.Olmadan evvelde şunları şart koşmuştur. “yeni yapacağım icraatlarda tam bir serbestlik isterim. Kendi çalışacağım adamları kendim seçerim. Hakkımda hüküm olunca yargılanmak isterim. Onurumu çiğnetmem çeker giderim” tarhuncu çetin çıkmıştır IV Mehmet için ama sultan bilmektedir Tarhuncunun marifetini. Her istediğine eyvallah der ve görevini takdim eder. Tarhuncu Dört elle sarılır işine kolay değil devlete hakkıyla hizmet etmek insanları mutlu ve huzurlu eylemek. İlk önce saray masraflarını kısar. Arkasından bir bütçe hazırlar ne alınırsa ne satılırsa teker teker kaydettirir. Lüzumsuz harcamaları derhal iptal ettirir. Görevini suistimal edeni azleder, görevine sarılanı takdir. Belli bir zaman sonra huzursuzlanır sarayda birileri. Tarhuncu Farkında olmadan hizmet aşkına birilerinin tekerine çomak sokmuştur. Devlet ve millet uğruna. enaniyet ve çıkar sahibi kimseler çöreklenirler Tarhuncudan habersiz, IV Mehmet’in başına. Ve her bir çıkarı zedelenen haramzade bir bir dert yanar Sultana. “Aman sultanım Tarhuncunun tahtında gözü seni farkında olmadan tahtından etmek ister. Bir diğeri vakit kaybetmeden aman sultanım bizleri görevimizden aldı kendi adamlarını doldurdu, arkadan biri aman sultanım geçen bir çok saray ihtiyacını geri çevirtti diyerek düşmen ederler Sultanı, Sadrazamına.” Tarhuncunu haberi yoktur dönen dolaplardan. Fakat bir gün Padişah Tarhuncu’ya iltifat olmak üzere bir hattı hümayun ve hilat ile birlikte mücevherli hançer gönderdiği an hayra alamet olarak yormamış, bu davranışın kendisini yok etmek üzere bir hazırlık olduğunu anlamıştır tecrübeli devlet adamı.
Daha sonra sadrazam Tarhuncu huzura çağrılır ansızın. Hayır bilmemiş sultanın bu çağrısını. Huzura çıkmadan evvel vedalaşmıştır bir bir. Padişahın huzurunda görmüştür çıkarı zedelenen haramzadeleri, o an anlamıştır ne olacak öteden beri. Sultan Mehmet hiddetle gürleyip haykırmıştır Tarhuncu’ya. Arkasından havale etmiştir Cellad’a. Tarhuncu’nun tek sözü “Beni Gadren öldürüyorsun Mahşer günü iki elim yakandadır” demiştir. Ve kellesini bizzat kendi rızası ile uzatmıştır satıra. Tarih; evet evet..1653. Tarhuncuyu yaptığı hizmetten alıkoyanlar bu haramzadeler olmuştur. Ve tarih kitapları bu olayı böylece kaydetmiştir. Bir sadrazam gadren idam edilsede yaptıkları hizmetler hep anlatılır olmuştur. Çıkarı zedelenenler lanetle anılırken, Tarhuncu yaptığı hizmetleriyle anlatılmıştır hep.
Günümüzde gerçek Tarhunculara sahip çıkmak gerek. Haramzadelerin dakikada binlerce türediğini görüyorsak. Tarhuncularında aynı hızda çoğalmasını sağlamak gerek. Hizmet edeni takdir; kul hakkı yiyeni defetmek gerek. Vatan için hizmet edenler, bu uğurda can, mal, mülk ve makam verenler bu milletin yüreğinden asla silinmezler.Benim zihnimde yüreğimde 1653, hep haramzadelere karşı vatanseverlerin mücadelesini hatırlatır.
Erhan METİN _________________
Resimleri ve Videoları Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir Foruma üye ol veya giriş yap
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız